
Bröve almak, sualtını keşfetmek, Sualtı canlılarını ortamında izlemek elbette uygundur…. Dalışın öğrenme aşaması da, “Ustalık” aşaması da, eğitmenlik aşaması da ayrı bir keyiftir. Hepsi de farklı tada sahiptir ama hepsi de birbirinden lezzetlidir.
……
Peki hangi disiplinin hangi hocasından bröve almak daha uygundur?
Disiplinler arasında tercih yapmak doğru bir bakış açısı değildir, sonuçta hepsi dalışı öğretir, hepsinin de amacı dalışı öğretmektir. Kimi şu bölgede, kimi o ülkede popülerdir. Tek fark varsa, budur.
Ama eğitmene gelince iş değişir!
Aynı dalış disiplininin eğitmenleri dahi birbirinden farklıdır, çok farklıdır.
Mesele bröve almaksa, alırsınız!
Eğitim almaksa, alırsınız!
Ama eğitmen sadece eğitim/bröve veren değildir. Rol modeldir, danışmandır, abidir, kardeştir….
Elbette hepsinin yoğurt yiyişi farklıdır.
Hatta öne çıkan sadece bu yoğurt yiyişidir!
Azcık araştırdığınızda birçok eğitmenin birkaç dalış disiplininde eğitim verme yetkisi olduğunu da görürsünüz!
A disiplininde eğitim verip, B disiplini brövesi veren de vardır!
Yani dalış disiplinini geçeceksin, eğitmen de duracaksın!
E durayım da eğitmenleri kategorize edeyim bari :
……
Eğitim Yerine Bröve Verenler. Etik bir davranış sergilemedikleri kesin olmakla birlikte, fazla da yadırgamamak lazım. Çünkü, kendisi de eğitim almadan bröveler almıştı. Almadan vermek Allah’a mahsustur, almadığı eğitimi nasıl versin ki? Kısaca özetlemek gerekirse bu türün bröveden gayri bir şey veremeyecekleri açıktır. Ama, suç sadece onun değildir. O’ndan bröve alanlar olmasa, O’da veremeyecektir.
……
Sürekli dedikodu yapıp, yalan yanlış anlatanlar. Aslında yaptıkları sohbetten başka bir şey değildir. Tabii çirkin ve seviyesiz şekliyle. Onlara göre komşu dalış merkezinin hocası da balıkadamları da yanlıştır, hatta yöneticilerimizin de çoğu yanlıştır, yanlış olmayanlar da dünkü çocuktur. O’nun bununla ilgili anlattıklarının da çoğu ya palavradır ya da seviyesiz bir fıkradan alıntı. Kısaca özetlersem, sadece kendisi doğrudur, diğerlerinin hepsi yanlış.
…….
Geçmişini karartanlar. Bu türün, geçmişte yaşadığı ancak yaşamamış kabul ettiği bir dönem mutlaka vardır. Zaten o dönemi bilseniz, siz de O’ndan rahatsız olacaksınız. Bunu bildiğinden, karartma uygular. Mesela orta okulda zayıfı bol bir öğrenciyse, özgeçmişinde orta okulun adı kesinlikle anılmaz. İçerde yatmışsa, yattığı dönem de özgeçmişinde yoktur. Anmayınca, yaşamamış kabul eder, sizin de kabul edeceğinizi sanır.
……
Tek adam’ı oynayanlar. O’ndan başka doğru yoktur. 1. maddenin her durumda haklı oldukları, 2.maddeninse, haksız olduklarında birinci maddenin geçerli olduğu, İki maddelik bir hayat düsturları vardır. Onlar en büyüktür, Onlar en yücedir gerisi teferruattır!
……
Anlattıklarından kendilerini sorumlu tutmayanlar. Hani akademik eğitimlerde anlatılan dalış kuralları vardır. O da anlatır her eğitmen gibi: Yorgun dalmayın, asla yalnız dalmayın, nezleyken dalmayın, alkollüyken dalmayın…. Ama her eğitmenden farklıdır biraz: Anlattıklarından sorumlu değildir, O’nu bağlamaz. Alkollü de dalar yalnız da… Yorgun dalar, hasta olur gene dalar. Bir anlamda “dediğini yapın, yaptığını yapmayın” olayı yani.
……
Vara yoğa kızıp sinirlenenler. Onlar sarıya da kızar siyaha da. Doğuştan muhaliftirler. Her şeyi dört dörtlük yapan eğitmen de O’ndan nasibini alır, ufak tefek eksiği olan balıkadam da. Valla kızmadıkları, bir tek kendileridir, işte o kadar!
……
Hızlandırılmış eğitim verenler. 12 ders saatinde almanız gereken akademik eğitimi 6 saatte tamamlayacağınıza sizi inandırırlar. Ancak bunun size yetmeyeceğinden de emindirler. Çözüm “göç gide gide düzelir” mantığıyla harekettir: Sürekli e mail adreslerinden soru yayınlayıp cevaplamanızı isterler. Eee, kitabın hangi sayfasına bakarak cevaplamanızı da onlara sormazsınız, değil mi?
……
Tanrısal yetenekleri olduğuna inananlar. Onlar dalmak ve dalış eğitimi vermek üzere dizayn edilmiş insanüstü yaratıklardır. Su içerisinde yapılacak ne varsa, en iyi Onlar yapar diğerleri de Onları taklit eder. En iyi fotoğrafçı Onlardır, en iyi arama kurtarmacı Onlardır, en iyi yüzücü Onlardır… Şeyh uçmaz, müritleri uçurur derler ya, aynen… O’nu bu hale getirenler utansın.
…..
Bilgiyi paylaşmayıp kendine saklayanlar. Onlar ulaşılması güç hocalardır. Dışardan bakıldığında bilgiyi paylaşmayı pek sevmediği sonucu çıkarılabilir, zaten o da, “kendiniz cevap bulmalısınız” modundan çıkmak istemez. İstemez çünkü paylaşacak bir şeyleri yoktur, yokluğu belli etmeme çabaları vardır. Paylaşmama çabası da Onlara yeterli kamuflaj sağlar.
……
Sürekli şikayet halindekiler. Kendinden başka her şeyden şikayet ederler diyeceğim ama bazen kendilerinden de şikayet ettikleri olur. Ekonomi şikayet konusudur, öğrencileri şikayet konusudur, komşu şikayet konusudur, tabii dinlerseniz. Ben dinlememenizi tavsiye ederim. Karşı direniş, sürekli soru yağmuruna tutarak yapılabilir.
……
Başkalarından aldığı yardımla ulaştığı sonucu kendine yontanlar. Sürekli teori ürettiklerinden, acayip derin görünürler. Her lafın arasına sokuşturacak bir “kıssadan hisse”leri vardır. Kıssadan hisse buyurduklarında, anlayın ki birkaç saat önce birisinden öğrenmiş. Daha fazla aklında tutamayacağından, tedavülden kalkan öğretiler oldukça fazladır. Kısaca söylemek gerekirse, kaynağını gizledikleri, sözlü alıntılarıyla öne çıkma çabası taşırlar.
…….
Fitneciler. Bu türler anladığınız kadar tehlikeli değildirler çünkü camia bilinenden daha küçüktür aslında, herkes birbirini çok kısa sürede tanır. Hocam başlar birisine enjeksiyona: “O var ya, senin hakkında öyle şeyler söylüyor ki, öyle şeyler anlatıyor ki…” Bir başka gün de başkasına aynı üslupta hikayeler anlatır, anlatır da bir kaç tur yapamadan deşifre olması kaçınılmazdır, kimse kazımaz!
…..
Her türlü yeniliğe ve değişime karşı çıkanlar. Ne öğrenmişlerse onu öğretmeye çabalarlar. Çabaları iyi niyetli ve samimidir ancak yaşları ilerlediğinde öğrencileri yaklaşık 25 yıl önceki teknolojiyi takip etmek zorunda kalırlar. Tek doğruları vardır, başka doğruya ise lüzum yoktur.
……
Sürekli soğuk yada kırıcı şaka yapanlar. Bence dayanılmaz ama yaptığı şakalardan keyif alanlar da vardır. Kendini sürekli sahnede ve güldürmek zorunda olduklarını zannederler. Ne var ki, sahnedeki kötü örnekler kadar dahi başarılı değildirler.
…….
Her şeyi paylaşanlar. Doğuştan paylaşımcılığın profesyonellikle ilgisi yoktur. Zaten profesyonel de değildirler, başka yerlerden gelirleri vardır, amatörce eğitmenlik yaparlar. Amatör oldukları için de pek ciddiye alınmazlar. Ama sürekli paylaşacak bir şeyleri vardır ve paylaşmadan huzursuz olurlar. Hadi anlat da rahatla diyeceğiniz çok an olur.
……
Sağ gösterip sol vuranlar. Bu türler kendilerini pazarlama dehası olarak görürler. Tek maddelik bir anayasaları vardır: “Sat, sat, sat…” “İlk yardım” mı satacaklar hemen son depremden örnekler sergilerler, “kurtarma” mı satacaklar hemen son sel felaketini gündeme getirirler, “irtifa” mı satacaklar hemen uzaklara gitmeye ne gerek var, en yakındaki göl en iyisi moduna girerler… Vallahi sizin “pes” demeniz dahi onlara yetmez, mutlaka eğitim için kayıt yaptırmalısınız.
……
Mutlaka bu kategorilere girmeyen eğitmenler de vardır, sözünü etmediğim kategoriler de… Ama çoğunu özetledim sanıyorum. Seçim sizin!
İyi dalışlar,



