Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gokhan Karakas
Gokhan Karakas

1926… TÜRK DENİZCİLİĞİ’NİN MAVİ DEVRİM YILI

Türk milleti, tarihte eşine az rastlanır bir mücadeleyle anayurdunu işgalden kurtarmış ve küllerinden yepyeni bir Cumhuriyet kurmuştu. Anadolu aydınlanması tüm hızıyla sürerken, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, gerçekleştirdiği devrimlerin toplumsal yansımalarını titizlikle gözlemliyor; aynı zamanda sınırlarının ötesindeki küresel gelişmeleri ve stratejik dengeleri yakından takip ediyordu. Başlı başına bir başkaldırı olan Millî Mücadele’nin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyet’i, artık son prangalarını kırmak, hatta emperyalist düzene denizlerde bir kez daha meydan okumak için hazırdı. 1926 yılı, henüz üç yaşındaki bir devletin denizcilik alanında gerçekleştirdiği devrim niteliğindeki uygulamalarıyla çağı yakaladığı, hatta aşmaya başladığı bir yıl olacaktı.

Mavi Devrimi Şekillendiren 7 Stratejik Hamle

Tam 100 yıl önce, yani 1926 yılı; genç Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası arenada tam bağımsızlık ve egemenlik mücadelesini mavi sulara taşıdığı bir zaman dilimi olarak tarihe geçti. Anadolu bozkırının ortasındaki Ankara’dan dünya okyanuslarına uzanan bu kararlı adımlar; sadece ekonomik bir düzenleme değil, aynı zamanda askerî, hukuki ve kültürel bir gövde gösterisine dönüşmüştü. 1926 yılı, Türk denizcisinin kendi sularında ‘misafir’ olmaktan çıkıp ‘efendi’ olduğu, Ankara’nın vizyonuyla denizlerin vatanlaştığı mukaddes bir dönemeçti.

Bu nedenle 1926 yılı, Türk denizcilik tarihinin “Mavi Devrim” yılı olarak nitelendirilmelidir. Bir yandan Kabotaj Kanunu ile deniz ticaretini millîleştiren, diğer yandan Karadeniz Gemisi ile dünyaya medeniyet mesajı veren Türkiye, bu ekonomik zaferlerini askerî modernizasyonla perçinlemiştir. 100 yıl önce atılan bu sağlam temeller, bugünün güçlü Türk Deniz Kuvvetleri’nin ve “Mavi Vatan” doktrininin en büyük dayanağıdır.

  1. Denizlerimizin Tapusu: Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)

19 Nisan’da kabul edilen ve 1 Temmuz’da yürürlüğe giren bu kanunla, karasularımızda ticaret yapma ve yolcu taşıma hakkı münhasıran Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına tanınmıştır. Bu adım, denizlerdeki ekonomik kapitülasyonların son bulduğu ve deniz egemenliğinin tescillendiği bir bağımsızlık ilanıydı.

  1. Uluslararası Hukuk Zaferi: Bozkurt-Lotus Davası (2 Ağustos 1926)

Ege Denizi’nde (Midilli açıklarında) Türk kömür gemisi Bozkurt ile Fransız yolcu gemisi Lotus’un çarpışması ve 8 Türk denizcisinin hayatını kaybetmesi, uluslararası bir hukuk savaşına dönüştü. Fransız kaptanın Türk mahkemelerince yargılanması üzerine süreç Lahey Devletlerarası Adalet Divanı’na taşındı. Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’in (bu başarısından dolayı Atatürk tarafından “Bozkurt” soyadı verilmiştir) tarihi savunmasıyla, Türkiye’nin uluslararası sularda yargı yetkisi ve karasularındaki adli egemenliği tüm dünyaya tescil ettirildi.

  1. Dünyanın İlk Halkla İlişkiler Vapuru: S/S Karadeniz (12 Haziran – 5 Eylül 1926)

Haziran-Eylül ayları arasında gerçekleşen ve 12 Avrupa ülkesinde 16 şehri kapsayan bu sefer, genç Cumhuriyet’in modern yüzünü, sanatını ve ticaret potansiyelini okyanus ötesine taşıyan eşsiz bir diplomatik hamle oldu. İstanbul’dan demir aldıktan sonra ilk olarak Mudanya’ya uğrayan gemi, burada Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizzat denetlenerek takdir gördü. Yaklaşık 10 bin deniz milini geride bırakan S/S Karadeniz, seyahati boyunca Türk Kabotaj Hakkı’nın dünyaya duyurulmasına da öncülük etti.

  1. Bahriye Vekâleti’nde Yapılanma ve Kurumsallaşma

1924’te kurulan Bahriye Vekâleti (Denizcilik Bakanlığı), 1926 yılında askerî denizcilik bütçesini ve savunma doktrinlerini millîleştirme yolunda en verimli dönemini yaşadı. Deniz Kuvvetleri’nin emir-komuta zinciri, lojistik altyapısı ve eğitim sistemi bu yıl içerisinde daha sistemli ve profesyonel bir yapıya kavuşturuldu.

  1. Askerî Caydırıcılık ve Donanmanın Doğuşu

Birinci Dünya Savaşı’nın yorgun kahramanı Yavuz Zırhlısı, Cumhuriyet donanmasının en büyük kozuydu ancak ağır bakıma ihtiyacı vardı. 1926 yılı, bu ikonik geminin onarımı için Gölcük’te devasa bir yüzer havuz (dok) inşasının başlatıldığı ve Gölcük’ün modern bir deniz üssü haline getirilmesi kararının kesinleştiği yıl oldu. Bu adım, Türk gemi inşa sanayisinin de miladı sayılır. Aynı yıl, Hollanda’ya sipariş edilen Birinci İnönü ve İkinci İnönü denizaltılarının inşa süreçleri yakından takip edilerek Türk Bahriyesi’nin sualtı savaş yeteneğinin ilk ciddi temelleri atıldı.

  1. Şehir İçi Ulaşım ve Limanların Millîleştirilmesi

Cumhuriyet’in ilanından sonra deniz ticaretini canlandırmak amacıyla kurulan Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi, 1926 yılında filosunu genişletme ve işletme kapasitesini artırma yolunda dev adımlar attı. Kabotaj Kanunu’nun rüzgarıyla, yabancı şirketlerin elindeki liman hizmetleri, kılavuzluk teşkilatları ve kıyı işletmeleri aşamalı olarak bu idareye devredilerek yerli deniz ticaretinin omurgası oluşturuldu.

  1. Gökyüzündeki Göz: Deniz Havacılığının Gelişimi

Donanmanın sadece su üstünde ve su altında değil, gökyüzünde de bir güce kavuşması hedeflendi. 1926 yılı, deniz havacılığına dair ilk modern adımların atıldığı, mevcut deniz tayyarelerinin bakımı ve pilot eğitimlerinin Bahriye Vekâleti bünyesinde daha profesyonel ve kurumsal bir vizyona bağlandığı stratejik bir dönem oldu.

DENIZKARTALI Haber Portalıhttps://denizkartali.com/1926-turk-denizciliginin-mavi-devrim-yili/

KAYNAKLAR:

BU MAKALE TÜRK KABOTAJI’NIN 100. YIL PRESTİJ ESERİ’NDEN ALINMIŞTIR.

     https://denizkartali.com/cumhuriyetin-ilk-pr-vapuru-karadenizin-masalsi-yolculugu/

http://www.denizaltici.com/submarine-history-tr.htm

https://www.facebook.com/hasatak.timemachine?locale=es_LA

https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/1156/At%C4%B1lay-Denizalt%C4%B1s%C4%B1

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER