M.Ö. 5.4 yy. (Thasos) Taşoz Adası Ticari Amforaları

................
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Ayaklarımız suda, aklımız havada ve de yan yana, kıyıdan boğaziçini seyrederken
– ‘’Asıl olan bakmak değil görmektir’’ dedi. Birden Canan.. – Günaydın dedim, Yüzüne bakarak. Kimsenin bilmediği bu beylik lafı kendine sakla da bana kaç gözle gördüğünü söyle. Önümüzden geçen dev petrol tankerinden gözünü ayırmadan. – 2 gözle tabi ki dedi. Yoksa senin 3 gözün mü var.?

Yosunlara, istavritlere, maviden-yeşile çalan derinlere bakarak

– Hayır dedim. Benim 3 bin gözüm var. O, inci dişleriyle gülerek,
– Demek ki seninkiler petekgöz diye beni ti’ye alıyordu ki işaret parmağımı dudaklarına hafifçe bastırarak onu susturdum. – Hayır lütfen dalga geçme. İki gözle görseydim şimdi sadece tekneleri, yalıları, karşı kıyıları ve yanımızdaki sevdalıları görüyor olacaktım. Oysa ben şuanda balıkları, batıkları, argonotları, yelken açmış Ceneviz ve Bizans kalyonlarını, Barbaros un Kadırgalarını da görüyorum. Hatta şu burnun açığında gece tebdil-i kıyafeti ile lüfer avlayan 4. Murat’ı, ve karlı soğuk bir kış günü buradan geçerken anılarına Boğaziçinin güzelliklerini yazan Roma İmparatoru Hadriyanus’uda görüyorum.

Canan iri siyah gözlerini iyice açarak
– Vay anasına dedi. Adam benden başka her şeyi görüyor. Tarihe zapping yapıp deniz dibinin de röntgenini çekiyor. Onun dalga geçmesine aldırmadan – Ne kadar çok gözle, ne kadar çok farklı açılardan bakabilirsek o kadar zenginleşiriz dedim. – Nasıl farklı açı yani? dedi. – Objektif olmak bile, objektifi nereye koyduğumuza, obje ve olaylara hangi açıdan baktığımıza bağlı değil midir? Diye biraz felsefe kokan bir soruyla yanıtladım onu. Ve devam ettim. – O zaman göreceksin ki hayatta tek gerçek yoktur. Doğru sandığın şeyler bile zamana, insana, bölgeye, bakış açısına göre sürekli değişebilir. Yanımdan kalkarken muzipçe gülerek, – Bilmiş erkekler hiç çekilmiyor doğrusu dedi. Gidip kendime bir amele bulayım bari…

Amforaların izini sürdükçe, antik kentleri gördükçe, yazgılarını okudukça, nedense onları da insanlara benzetiyorum.

O kentler ki, kimini savaş-deprem-hastalık vurmuş, kimini kum-su-toprak yutmuş. Kimide siyasetin ve ticaretin uğrak yerleri dışında kalıp kavrulmuş.
Tüm acı-sevinç ve aşklarıyla birlikte yok olmuş…

Bir amforanın boynuna dokunmak gibi, ne zaman böylesi bir kentin taşına dokunsam, sütunlu caddesinde yürüsem, tiyatrosunun basamaklarında otursam, yüreğim bir hoş oluyor.

Sonra önümde o kent yeniden kuruluyor. İnsanlar yeniden canlanıyor..

… Beyaz Harmaniyeli yöneticiler, eflatun pileli soylu kadınlar. Sandaletli askerler, tüccarlar, gezginler, köleler, rahibeler ve hatta şehrin delisi.. beni hiç görmeden, benim için günlük koşuşturmalarına geri dönüyorlar.

… Ve ben onları görüyorum. Ve ben onları duyuyorum… Bazı dostlarsa benim sadece amfora biriktirdiğimi düşünüyorlar. Oysa bilmiyorlar ki onlar bizi geçmişe götüren birer simge. Bize tarihin kapılarını açan birer altın anahtardır.
– 2 gözle tabi ki dedi. Yoksa senin 3 gözün mü var.?

Yosunlara, istavritlere, maviden-yeşile çalan derinlere bakarak
– Hayır dedim. Benim 3 bin gözüm var. O, inci dişleriyle gülerek, – Demek ki seninkiler petekgöz diye beni ti’ye alıyordu ki işaret parmağımı dudaklarına hafifçe bastırarak onu susturdum. – Hayır lütfen dalga geçme. İki gözle görseydim şimdi sadece tekneleri, yalıları, karşı kıyıları ve yanımızdaki sevdalıları görüyor olacaktım. Oysa ben şuanda balıkları, batıkları, argonotları, yelken açmış Ceneviz ve Bizans kalyonlarını, Barbaros un Kadırgalarını da görüyorum. Hatta şu burnun açığında gece tebdil-i kıyafeti ile lüfer avlayan 4. Murat’ı, ve karlı soğuk bir kış günü buradan geçerken anılarına Boğaziçinin güzelliklerini yazan Roma İmparatoru Hadriyanus’uda görüyorum.

Canan iri siyah gözlerini iyice açarak
– Vay anasına dedi. Adam benden başka her şeyi görüyor. Tarihe zapping yapıp deniz dibinin de röntgenini çekiyor. Onun dalga geçmesine aldırmadan – Ne kadar çok gözle, ne kadar çok farklı açılardan bakabilirsek o kadar zenginleşiriz dedim. – Nasıl farklı açı yani? dedi. – Objektif olmak bile, objektifi nereye koyduğumuza, obje ve olaylara hangi açıdan baktığımıza bağlı değil midir? Diye biraz felsefe kokan bir soruyla yanıtladım onu. Ve devam ettim. – O zaman göreceksin ki hayatta tek gerçek yoktur. Doğru sandığın şeyler bile zamana, insana, bölgeye, bakış açısına göre sürekli değişebilir. Yanımdan kalkarken muzipçe gülerek, – Bilmiş erkekler hiç çekilmiyor doğrusu dedi. Gidip kendime bir amele bulayım bari…

Amforaların izini sürdükçe, antik kentleri gördükçe, yazgılarını okudukça, nedense onları da insanlara benzetiyorum.

O kentler ki, kimini savaş-deprem-hastalık vurmuş, kimini kum-su-toprak yutmuş. Kimide siyasetin ve ticaretin uğrak yerleri dışında kalıp kavrulmuş. Tüm acı-sevinç ve aşklarıyla birlikte yok olmuş…

Bir amforanın boynuna dokunmak gibi, ne zaman böylesi bir kentin taşına dokunsam, sütunlu caddesinde yürüsem, tiyatrosunun basamaklarında otursam, yüreğim bir hoş oluyor.

Sonra önümde o kent yeniden kuruluyor. İnsanlar yeniden canlanıyor..

… Beyaz Harmaniyeli yöneticiler, eflatun pileli soylu kadınlar. Sandaletli askerler, tüccarlar, gezginler, köleler, rahibeler ve hatta şehrin delisi.. beni hiç görmeden, benim için günlük koşuşturmalarına geri dönüyorlar.

… Ve ben onları görüyorum. Ve ben onları duyuyorum… Bazı dostlarsa benim sadece amfora biriktirdiğimi düşünüyorlar. Oysa bilmiyorlar ki onlar bizi geçmişe götüren birer simge. Bize tarihin kapılarını açan birer altın anahtardır.

Tasoz Adasi Ticari Amforalari

{Bu fotoğrafta M.Ö. 5. yy. dan itibaren birkaç yüzyıl içinde şişman ve tıknaz Taşoz formunun nasıl bir evrim geçirdiğini daha iyi görebiliyoruz. Zaman içinde boyun ve kulplar incelip uzamış, gövde üstte keskinleşirken karın aşağıya doğru incelmeye başlamıştır.}

Tasoz Adasi Ticari Amforalari
M.Ö. 4.yy. başlarında Taşozlar yumuşak ve yuvarlak formlarıyla dikkat çekerler. Bu kulplar ileride Amastris ve Sinop amfora formlarını etkiliyecektir.

Evet Taşoz amforalarına geçerken, bu amforalarla birlikte onların gerisindeki insanlığın tarihine de dikkatle bakmanızı öneriyorum.

Taşoz adasının en büyük özelliği Ege, Karadeniz amfora formlarını etkilemesidir. Nasıl günümüz modasına Paris-Londra-Roma şehirleri yön veriyorsa, antik çağda da Taşoz, amfora tasarımlarına damgasını vurmuştur.

Taşoz 378 km2 lik dağlık ve ağaçlık, Yunanistan’a yakın Ege’nin kuzeyindeki son adasıdır. Peki nasıl olurda bu kadar minik bir ada bu kadar çok çeşitli, ve özgün amforalar üretebilir. Diğer bölgeleri etkileyebilir.?

Tasoz Adasi Ticari Amforalari
{Dipteki tutamağı görmesek bu amforayı M.Ö. 4.yy Sakız amforalarına benzetmek olasıdır.
Burada kimin kimi etkilediği sorusu sorulursa ben bambaşka bir formdan geçiş yapan Sakız’ın (Chios)Taşozlulardan tkilendiklerini
söyleyebilirim.}

Kaldı ki Taşoz amforaları tarihleri ve tipleri ne olursa olsun, teknikte kusursuz kullanımda sorunsuz, estetikte ise birer sanat şaheseriydiler. Bu sorunun cevabını bence 3 şekilde açıklayabiliriz.

1.si : Ada halkının denizci ve tüccar bir kimliğe sahip oluşu, Ege ve özellikle Karadeniz’in Anadolu kıyılarında ticari koloniler kurup, mallarını bu pazarlar kanalı ile satmaları.

2.si : Ada siyasi tarihinin çok hareketli olması, adanın sürekli Persler, Atina ve Ispartalılar arasında el değiştirmesi.

3.sü : Adanın zengin mermer yataklarından dolayı heykelciliğinin erken yıllarda gelişmesi. Ve bu heykel geleneğinin sanat açısından amfora formlarını olumlu yönde etkilemesi sayılabilir. Tabi bu arada Taşoz’ün antikitenin en eski ve kaliteli şarap üreticilerinden biri olduğunu da unutmamak gerekir.

Adalılar bağcılıkta olduğu gibi zeytincilikte de ileri idiler ve bu sayede hayli zenginleşmişlerdi.
Olabilir ki bu amforaların bir kısmı da zeytin ve zeytinyağı ürünlerini taşımaktaydı.
Biz bugün bunların hangisinin şarap, hangisinin zeytinyağı taşıdığını tam olarak bilmiyoruz.

Tasoz Adasi Ticari Amforalari
{Daha küçük hacimli bu Taşozlar bir ara geçiş formunda iseler de bu stilin en güzel ve belirgin örneği 2 nolu amforada şekil bulmuştur. Bu amforaları Amastris amforalarından ayırmak hayli zordur.}

Tarihte ada hakkındaki ilk bilgi, burayı Fenikelilerin M.Ö. 1100 yıllarında kolonize ettiğidir. Fenikeliler burada ilk altın madenlerini bulmuşlar ve kırmızı kumaş boyalarını da yine bu adadan sağlamışlardır. Ondan sonra adaya gelen Paroslular burada erken tarihlerde altın ve gümüş madenlerini işletmişler ve buraya yerleşmişlerdir.

M.Ö. 6.yy. da Herodot adaya geldiğini Mısırın aksine burada tanrı ve insan kahraman olarak 2 ayrı herkul tapınağı (kült’ü) olduğunu anlatır.

Ayrıca adada Artemis ve Apollon adına da tapınaklar vardı.
Kent mermerden yapılmış sur duvarlarıyla övünse de M.Ö 491 de adayı işgal eden Persler bu surları yıktırmıştır. Uzun el değiştirmelerden sonra ada Helenistik dönemde Romanın tarafını tutmuş ve zenginliğini sürdürmüştür.

Tasoz Adasi Ticari Amforalari

{Bu formlar ara arayış dönemleri formları olsa gerekir. Çünkü bundan sonra çok daha belirgin ve özgün imalatlara geçilmiştir.}

Tasoz Adasi Ticari Amforalari
{Bu tasarım, Taşoz’un baskın ve kişilikli formlarından biridir. Hatlar son derece serttir. 22 nolu amfora bu tipin en özgün formudur.}

Adanın eski amfora fırınlarını bulup inceleyen Fransızlara göre ilk amfora imalatları M.Ö 5.yy da başlamıştır.

Bence ilk imalatların M.Ö 6.yy da gelişme gösteren ada heykelciliğiyle birlikte, belki de daha önceden başlamış olması gerekir. Taşoz amforaları nadiren Ege ve Akdeniz de bulunsalar bile çoğunlukla bulundukları yer Karadeniz’dir. Bu amforalar özellikle Karadeniz Ereğli (Heraklia-Pontike) Amastris-Sinop başta olmak üzere bir çok Karadeniz amfora üretim merkezlerini etkilemişlerdir.

Burada, adaları işgale uğrayınca, bazı Taşozluların Karadeniz’e göç ettiğini amfora imalatlarına burada aynı formda devam ettiklerini varsayabiliriz.

Tasoz Adasi Ticari Amforalari
{Her özelliği ile Taşoz ekolünü çağrıştıran bu amforalarahenüz hiçbir literatür müze ve koleksiyonda rastlanmamıştır. % 99 Taşozlu olduklarını sandığım bu amforalardaki teknik üstünlük, ustalıklarıyla dünya çapında
şöhrete ulaşmış Cos’lu çömlekçileri gölgede bırakacak düzeydedir.}

Tasoz Adasi Ticari Amforalari
{6. Fotoğraftaki amfora formunun devamındaki bu amforalar onların sanki sadece şişmanlatılmış şekilleridir. Henüz kimsenin teşhis edemediği bu amforalar kesinlikle Taşoz Adasına ait olup benimde biçim olarak hayran olduğum bir amfora tasarımıdır. Bir topacı veya boyanmamış bir Yunan vazosunu andıran bu amforalar rahatça geniş tabanları üzerinde durabilirler.}

Mustafa Aydemir

info@mustafaaydemir.com

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

600true thumbnails bottomright 300true 800none
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1243
     SedenErdi
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1286
     AliNasman
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1296
     SelmaUca
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1294
     TuncayTanriverdi
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1299
     Selimsidali
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1284
     SelcenTaninmis
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1175
     CenkSahin
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1166
     UmutDincer
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1173
     HaldunSevel
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1168
     Slide11
  • 5000 fade true 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1177
     SGYELKENEnglish
  • 5000 fade false 30 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?cat=1310
     Slide12
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

600true dots under 150true 800https://www.sualtigazetesi.com/wp-content/plugins/thethe-image-slider/style/skins/white-square-2
  • 7000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=123813
     DunyaSampiyonu
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=123304
     AtlantikGecisi
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/yelkenci-turkiye-butun-bolumler/
     YelkenciTurkiye
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=123982
     GulinBozkurt
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=124331
     TheBodrumCup
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=124350
     DunyaUcuncusu
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=124603
     DerinBaytur
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/?p=124808
     TheLastNewsOf52SuperSeries
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/kusadasi-yat-kulubu-cumhuriyet-yarisi/
     CUMHURIYETYARISI
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/ali-poyraz-ozdemir-balkan-sampiyonu/
     AliPoyrazOzdemirBalkaSampiyonu
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/ejder-ginyol%e2%80%99dan-gold-cup%e2%80%99ta-birincilik/
     EjderSampiyon
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/rsx-kadinlar-sinifinda-2020-tokyo-olimpiyat-oyunlari%e2%80%99ndayiz/
     DilaraUralp
  • 5000 fade false 60 bottom 0 https://www.sualtigazetesi.com/interview-with-ecem-guzel/
     EcemGuzel

https://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled3.jpg