16 Eylül 2026 tarihinde Ticari ve Amatör Su Ürünleri Tebliğlerinde yapılan değişiklikleri nasıl değerlendirdiğime ilişkin çok sayıda mesaj aldım. Konu tek bir cümleyle veya basitçe ifade edilemeyecek kadar karmaşık. Her iki tebliğdeki değişikliklerin balıkçı ve bilimsel talepleri dengelemek için ince işçilikle yapıldığının altını çizelim.
Balıkçılık yönetimi, balık stoklarını korurken balıkçının gelirini azaltmayacak, deniz ekosisteminin sağlıklı çalışmasını destekleyecek, bilimi dışlamayacak ama politik kaygıları da dikkate alacak, tüketicinin bol ve ucuz balığa ulaşımını kolaylaştıracak kararlar bütünü olarak tanımlanabilir. Yani bir sürü zıt talebi dengelemek, kaostan düzen çıkarmaktır bir yönüyle.
Bu zor denklemi çözmek için kişisel yetenekler ve iyi niyet yetmez. Doğru ve bilim esaslı bir yönetim sistemi ile güçlü bir politik irade şarttır. Nitekim yıllar içinde hem bakanlık hem doğrudan balıkçılık yönetim otoritesindeki değişimlere rağmen balıkçılıktaki kötüye gidiş ne yazık ki devam etmektedir. Yani sorun iktidar, bakan, genel müdür sorunu değil sistemle ilgilidir. Gelen, mevcut sistem içinde bazı değişiklikler yaparak yoluna devam etmektedir. Bu yüzden balıkçılık yönetim sistemimizin kırk yamadan farkı kalmamıştır.
Ülkemiz balıkçılığı, temelleri 1930’lu yıllarda atılmış, bütünsel ekolojik bakış açısı içermeyen, tür esaslı, yarı kontrollü bir sistemle yönetilmektedir. Bütün düzenlemeler ekonomik önemi yüksek, balıkçılar tarafından hedef tür olarak seçilmiş balıklarla ilgilidir. Denetim ve kontrol birden çok kuruma dağıtılmış olup davul birinin omuzunda, tokmak başkasının elindedir.
Nitekim son yapılan tebliğ değişikliği bu kaotik yapıyı gözler önüne sermektedir. Yönetim otoritesi en çok avlanan dört türden biri olan istavrit avcılığına kota ve balık unu-yağı fabrikalarına satış yasağı getirerek bilim insanlarının kaygılarını dikkate alırken zaten aşırı avcılığa maruz stokta avcılık boyunu 13 cm’den 12 cm’ye düşürerek balıkçının uzun süredir devam eden taleplerini dengelemeye çalışmıştır. Avlanan türlerin kralı hamsi ve istavrit için gırgır ve ortasu trolü ile avcılığı 15 Eylül’e öteleyerek avcılık baskısını azaltma mesajı verirken Karadeniz’de 12 milin dışında kalan alanlarda ortasu trolü avcılığı serbest bırakılmıştır.
Deniz kestanesi avcılığına ülke genelinde 1 Mayıs-31 Ekim tarihleri arasında zaman yasağı getirilirken, geçen yıl bir oldu bitti ile Marmara Denizi’nde açılan deniz kestanesi avcılığı İzmit Körfezi dışında Marmara’nın geri kalanında serbest bırakılmıştır.
Dil ve pisi avcılığında kapalı sezon bir ay ileriye alınırken kullanılan ağların göz açıklığı 80 mm’den 72 mm’ye indirilerek küçük ölçekli balıkçının taleplerinin de dikkate alındığı mesajı verilmiştir.
Belli avcılık tipindeki tekneler için avcılık izinleri, karaya çıkarma noktalarına ilişkin düzenlemeler, SUBİS kaydı, boğazlarda ticari balıkçılar için yasak olan alanda ticari amaçlı amatör balıkçı teknelerine getirilen yasak ve diğer düzenlemelerin tamamı belli dengeler gözetilerek alınmış kararlardır.
Düzenlemeler ülkemiz balıkçılığında iyiye gidişi sağlayabilir mi?
Üzgünüm sağlayamaz.
Çünkü tür esaslı balıkçılık yönetimi yaklaşımı ne balıkçıyı ne bilim insanlarını ne tüketiciyi ne doğa koruma kaygısı taşıyanları memnun eder.
Çünkü öldürücü ve yanlış sübvansiyonlarla balıkçı gemilerinin avcılık gücü aşırı artmış, balıkçı gemilerinde aşırı sermaye birikimi ortaya çıkmıştır.
Mazot başta olmak üzere artan girdi maliyetleri düşmediği sürece balıkçının kar etmesi mümkün değildir.
İstavritte avcılık boyunun 12 cm’ye indirilmesi psikolojik olarak balıkçıları rahatlatsa da gelirlerinde kayda değer bir artış olmayacağından emin olabiliriz.
Bazı türler için kota ve Karadeniz’de avcılık tarihlerinin 15 gün ileriye alınması, yönetim otoritesinin stokların üstündeki aşırı av baskısını azaltma yönündeki iyi niyetini göstermesi dışında dönüştürücü, sürdürülebilir balıkçılığı sağlayacak bir karar değildir.
Ülkemiz balıkçılığı Purcell ve Pomeroy (2015) tarafından bilimsel olarak temellendirilen çıktı kontrollü yönetimden uzaklaşarak ekosistem esaslı balıkçılık yönetimine geçiş yapmadan rahat nefes alamayacaktır.
Yani balıkçılık yönetiminde rota değişmeden ne balıkçının gelirinin artması ne balık stoklarının korunması mümkündür.
Çıktı kontrollü yönetimin ne olduğunu ve çözüme ilişkin düşüncelerimi sürücü metaforuyla bir sonraki gönderide anlatacağım!





