Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Denizde umudun üç adı : TCG Alemdar, TCG Işın, TCG Akın

Denizde Umudun Üç Adı: TCG ALEMDAR, TCG IŞIN ve TCG AKIN

Türk Deniz Kuvvetleri, uzun yıllar İkinci Dünya Savaşı yıllarında veya hemen sonrasında inşa edilmiş ABD yapımı kurtarma gemileriyle görev yaptı.

Denizde Umudun Üç Adı: TCG ALEMDAR, TCG IŞIN ve TCG

2017 yılında sırasıyla Deniz Kuvvetleri envanterine katılan TCG ALEMDAR, TCG IŞIN ve TCG AKIN; gelişmiş dalış, ROV, yedekleme, denizaltıdan personel kurtarma ve derin deniz sistemleriyle bugün yüzlerce, hatta binlerce metre derinlikte gerçekleştirilen operasyonların başrolünde yer alıyor.

Eski TCG AKIN’da Dalış Subayı, yeni TCG IŞIN’da ise 2. Komutan ve Komutan olarak görev yaptıktan sonra emekli olarak Friends Marine kurucuları arasında yer alan, Deniz Yarbay ve Uzakyol Kaptanı M. Başar Bozkurt, Türkiye’nin kurtarma filosunda yaşanan büyük dönüşümü HaberDenizde.com için değerlendirdi.

Son dönemde Girne ve Silivri açıklarında meydana gelen deniz kazalarının ardından Türk Deniz Kuvvetleri’nin üç modern kurtarma gemisi TCG ALEMDAR, TCG IŞIN ve TCG AKIN yeniden gündeme geldi.

Yüzlerce metre derinlikte yürütülen arama-kurtarma faaliyetlerinde görev alan bu gemiler, Türkiye’nin denizaltı ve derin deniz kurtarma alanında ulaştığı teknolojik seviyeyi de ortaya koyuyor.

Eski ABD yapımı gemilerden modern kurtarma filosuna

Türk Deniz Kuvvetleri’nin kurtarma filosunda uzun yıllar ABD’den devralınan gemiler görev yaptı.

Eski TCG AKIN, ABD Donanması için USS Greenlet adıyla İkinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilmiş, 1970 yılında Türkiye’ye devredilmişti. ABD’den devralınan TCG KURTARAN, eski adıyla USS Bluebird, uzun yıllar Denizaltı Kurtarma Gemisi olarak görev yaptı. Eski TCG IŞIN ise USS Safeguard adıyla İkinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilen bir diğer ABD yapımı kurtarma gemisiydi.

Bozkurt, o dönemi şöyle anlatıyor :

“Birinci Sınıf Dalgıç personelimizin ABD Deniz Kuvvetleri dalış okullarında eğitim aldığı, US Navy Diving Manual’ın temel kaynaklarımız arasında bulunduğu bir dönemdi. Gemiler görevlerini başarıyla yerine getiriyordu ancak bunlar dönemlerinin teknolojisiyle inşa edilmiş, oldukça yaşlı platformlardı.”

“Kamara arkadaşım rutubetten zatürre olmuştu”

Bozkurt’un eski TCG AKIN’da Dalış Subayı olarak görev yaptığı döneme ilişkin anlattığı bir anı, eski ve yeni nesil gemiler arasındaki farkı yalnızca teknolojik açıdan değil, personelin yaşam şartları bakımından da çarpıcı biçimde ortaya koyuyor :

“2005 yılında eski TCG AKIN’da Dalış Subayı olarak görev yaparken kamaralarımız oldukça rutubetliydi. Aynı kamarayı paylaştığım silah arkadaşım bu şartlar nedeniyle zatürre olmuştu. Bugün yeni TCG AKIN, TCG IŞIN ve TCG ALEMDAR’a baktığımda insan gerçekten ‘nerelerden nerelere geldik’ diyor.”

Bozkurt’a göre yaşanan değişim yalnızca teknolojik sistemlerle sınırlı değil. Yeni nesil gemiler; personelin yaşam ve çalışma koşullarından dalış emniyetine, tıbbi imkanlardan derin deniz operasyon kabiliyetine kadar tamamen farklı bir seviyeyi temsil ediyor.

İthal gemiyle kritik operasyon

Türkiye açısından derin deniz kabiliyetlerinin önemini ortaya koyan en dikkat çekici operasyonlardan biri 2012 yılında Doğu Akdeniz’de yaşandı.

22 Haziran 2012’de düşürülen Türk Hava Kuvvetleri’ne ait RF-4E savaş uçağının enkazının aranması sırasında, ABD yapımı ve eski adı USNS Silas Bent olan TCG ÇEŞME tarafından gerçekleştirilen sonar taramalarında yaklaşık 1.260 metre derinlikte uçağa ait parçalar tespit edildi.

Ardından R/V NAUTILUS araştırma gemisi bölgeye intikal etti. Gemide bulunan Hercules ve Argus ROV sistemleriyle TCG ÇEŞME’nin belirlediği noktalarda görüntülü dip araması gerçekleştirildi ve uçağa ait parçalara, ardından şehit pilotların naaşlarına ulaşıldı.

Yeni nesil kurtarma gemilerinin tedarik süreci bu elim kazadan önce başlamıştı. Ancak RF-4E operasyonu, bin metrenin üzerindeki derinliklerde arama, teşhis ve kurtarma faaliyetlerinin ne kadar özel platformlar, ileri teknoloji sualtı sistemleri ve yetişmiş personel gerektirdiğini sahada açık biçimde ortaya koydu.

Gerekliliğin fark edildiği olay

Bozkurt, bu operasyonun Türk Deniz Kuvvetleri açısından önemli bir derin deniz tecrübesi olduğuna dikkat çekiyor :

“RF-4E operasyonu, özellikle bin metrenin üzerindeki derinliklerde çalışabilmenin önemini çok net biçimde gösterdi. Sonraki süreçte 3.000 metre sınıfındaki sualtı sistemlerinin yeni kurtarma kabiliyetleri içerisinde yer alması, Türkiye’nin bu alandaki erişimini çok farklı bir noktaya taşıdı.”

2017’de yeni dönem başladı

Türk Deniz Kuvvetleri’nin kurtarma filosundaki büyük dönüşüm 2017 yılında somut olarak sahaya yansıdı.

TCG ALEMDAR, TCG IŞIN ve TCG AKIN’ın aynı yıl içerisinde envantere girmesiyle uzun yıllar görev yapan eski platformların yerini modern kurtarma gemileri aldı.

Böylece Türkiye yalnızca gemilerini yenilemekle kalmadı; denizaltıdan personel kurtarmadan derin deniz aramalarına, ROV operasyonlarından yedeklemeye kadar birbirini tamamlayan modern bir kurtarma filosuna kavuştu.

TCG ALEMDAR : Denizaltı kurtarmanın ana gemisi

TCG ALEMDAR, Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi olarak Türk Deniz Kuvvetleri’nin bu alandaki en önemli platformu konumunda.

Yaklaşık 90 metre uzunluğundaki gemi; denizaltı kurtarma operasyonlarını destekleyebilecek dalış sistemleri, basınç odaları, ROV sistemleri, dinamik konumlandırma ve çeşitli sualtı müdahale kabiliyetlerine sahip.

Gemide kullanılabilen uzaktan kumandalı sualtı araçları sayesinde insanlı dalışın mümkün olmadığı derinliklerde arama, teşhis ve görüntüleme faaliyetleri gerçekleştirilebiliyor.

TCG ALEMDAR, özellikle satha çıkma imkanını kaybetmiş bir denizaltıya müdahale ve denizaltı personelinin kurtarılmasına yönelik sistemlere ev sahipliği yapabilmesiyle filonun ana kurtarma platformu olma özelliğini taşıyor.

TCG IŞIN ve TCG AKIN : Derin denizin kurtarma gemileri

Kardeş gemiler TCG IŞIN ve TCG AKIN ise Kurtarma ve Yedekleme Gemisi olarak görev yapıyor.

Yaklaşık 68 metre uzunluğundaki gemiler; ROV operasyonları, dalış faaliyetleri, sualtı arama ve teşhis, enkaz çıkarma, yedekleme ve kurtarma görevlerini yerine getirebilecek şekilde tasarlandı.

Dinamik konumlandırma sistemleri sayesinde hassas şekilde mevkilerini koruyabilen gemiler, klasik dalgıç müdahalesinin mümkün olmadığı derinliklerde de sahip oldukları sualtı sistemleriyle operasyon gerçekleştirebiliyor.

Bu özellikleriyle TCG IŞIN ve TCG AKIN, yalnızca askeri görevlerde değil, ihtiyaç duyulduğunda sivil deniz kazalarında yürütülen arama-kurtarma faaliyetlerinde de önemli bir güç çarpanı oluşturuyor.

TCG IŞIN’ın ismi Refah Faciası’nın hatırası

TCG IŞIN’ın taşıdığı isim ise Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından biri olan Refah Faciası’na uzanıyor.

Gemi, 1941 yılında meydana gelen Refah Faciası’nın kafile komutanı Güverte Yarbay Zeki Işın’ın adını taşıyor.

Zeki Işın, Refah Şilebi’nin bu uzun ve zorlu seyir için uygun olmadığı yönündeki görüşlerini daha seyir başlamadan üst makamlara bildirmiş, ancak verilen görev üzerine kafilesinin başında denize açılmış ve faciada hayatını kaybetmişti.

TCG IŞIN’da yaklaşık 6 yıl boyunca 2. Komutan ve Komutan olarak görev yapan Bozkurt için geminin taşıdığı isim ve temsil ettiği tarihsel miras ayrıca anlam taşıyor.

“Eskiden biz bakıyorduk, şimdi onlar bize bakıyor”

Bozkurt, Türkiye’nin kurtarma kabiliyetindeki değişimi NATO tatbikatlarında bizzat yaşadığı gözlemlerle şöyle ifade ediyor :

“Eskiden NATO tatbikatlarında diğer ülkelerin kullandığı modern kurtarma ve dalış sistemlerine imrenerek baktığımız dönemler oldu. Bugün ise dünyanın gelişmiş donanmalarının bizim yeni gemilerimizi ve sahip olduğumuz sistemleri dikkatle incelediği bir seviyeye geldik. Bu değişimi bizzat yaşamış bir denizci olarak görmek benim için ayrı bir gurur.”

Yalnızca yeni inşa gemi değil

Türkiye’de savunma sanayiinin gelişmesiyle birlikte kurtarma gemilerinin de modernleştiğini vurgulayan Bozkurt, başarının yalnızca yeni gemiler inşa etmekten ibaret olmadığına dikkat çekiyor:

“Bir kurtarma kabiliyeti sadece gemiden ibaret değildir. Gemi, dalgıç, ROV, sonar, basınç odası, dinamik konumlandırma, tıbbi destek ve bütün bu sistemleri birlikte kullanabilecek eğitimli personel bir bütündür.”

500 metrenin ötesinde üç modern gemi

Son dönemde meydana gelen deniz kazalarında TCG ALEMDAR, TCG IŞIN ve TCG AKIN’ın aktif olarak görevlendirilmesi, bu kabiliyetin yalnızca tatbikatlarda değil, gerçek operasyonlarda da kullanıldığını bir kez daha ortaya koydu.

Özellikle 500 metreyi aşan derinliklerde yürütülen faaliyetlerde klasik dalgıç müdahalesinin sınırlarının çok ötesine geçiliyor; sonar, ROV ve diğer ileri teknoloji derin deniz sistemleri operasyonun temel unsurları haline geliyor.

Bozkurt, derinliğin operasyon üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor :

“Denizde derinlik arttıkça operasyonun niteliği tamamen değişiyor. 50 metreyle 500 metre, 500 metreyle 1.000 metre aynı şey değil. İnsanlı dalışın sınırlarının ötesine geçtiğinizde teknoloji devreye giriyor. Bugün Türk Deniz Kuvvetleri, gemisiyle, sistemiyle ve yetişmiş personeliyle bütün bu unsurları birlikte kullanabilecek çok önemli bir kabiliyete sahip.”

İkinci Dünya Savaşı döneminin teknolojisini taşıyan eski ABD yapımı gemilerden, binlerce metre derinlikte görev yapabilecek sistemlerle donatılmış modern kurtarma filosuna uzanan büyük bir dönüşüm…

Türk Deniz Kuvvetleri’nin kurtarma alanında geldiği noktayı Bozkurt şu cümleyle özetliyor : “Nerelerden nerelere geldik”

The post Denizde umudun üç adı : TCG Alemdar, TCG Işın, TCG Akın appeared first on Haber Denizde.

HABER DENIZDE Haber Linki İçin Tıklayın !
DemirHindi
6 Eylül 2026 – 23:00