
1915 yılında yaşanan Çanakkale Savaşları’nın su altındaki sessiz tanıkları, artık zamana ve doğanın yıkıcı etkilerine karşı daha güçlü. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından yürütülen ve denizcilik literatürüne “Derin Miras” olarak geçen proje kapsamında, savaş batıkları katodik koruma teknolojisiyle korozyona (paslanmaya) karşı zırhlandırılıyor. Tarihi savaş gemisi batıklarının korunması için uygulanan proje, deniz suyunun yıkıcı etkilerine karşı geliştirilmiş ileri bir elektrokimyasal koruma yöntemi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK AŞ) iş birliğiyle başlatılan çalışma, batıkların korozyon (paslanma) nedeniyle zamanla yok olmasını engellemeyi hedefliyor. Katodik koruma yöntemi olarak bilinen uygulama ile, korozyon sürecini elektrokimyasal olarak kendine çekerek kendini kurban eden bir alıcının batığın yakınına yerleştirilmesiyle gerçekleşiyor. Dünyada ilk kez bu kadar kapsamlı bir alanda uygulanan bu yöntem ile savaş batıklarının yıpranması yavaşlatılacak.

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı
Birinci Dünya Savaşı sırasında dünya tarihinin en önemli dönüm noktalarından birine sahne olmuş Çanakkale Deniz Savaşları’ndan bu yana 111 yıldır Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde sessizce varlıklarını sürdüren batıklar, günümüzde yalnızca dünya kültürel mirasının değil deniz ekosisteminin de önemli unsurları arasında yer alıyor. Ancak iklim değişikliğine bağlı olarak deniz sıcaklıkları ve sualtı ekosistemlerinden kaynaklanan değişimler, batıkların fiziksel ve biyolojik olarak daha hızlı aşınmasına neden oluyor. Bu eşsiz mirası korumak ve sürdürülebilir dalış turizmine kazandırmak amacıyla hayata geçirilen “Derin Miras” projesi için Ocak ayında dünyanın en büyük yat ve su sporları fuarı Boot Düsseldorf’ta Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile Türkiye’den Limak ve Yapı Merkezi, Güney Kore’den DL E&C ve SK ecoplant şirketlerinin kurduğu ortak girişim tarafından inşaatı tamamlanan ve işletmesi yürütülen 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) arasında bir ortaklık protokolü imzalanmıştı.

Protokol kapsamında yürütülen bu iş birliği ile Çanakkale batıklarının belgelenmesi ve dijital olarak kayıt altına alınması, katodik koruma ile kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması, deniz ekosisteminin korunması ve sürdürülebilir dalış turizminin geliştirilmesi hedefleniyor. Bu ortaklık, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu gibi bölgesel kalkınmayı hedefleyen dönüştürücü altyapı yatırımları ile kültürel mirasın korunmasının birlikte yürütülebileceğini gösteren önemli bir örnek oluşturuyor. Çevre dostu bir koruma yöntemi olan katodik koruma ile batıklara fiziksel bir müdahale yapılmadan, batıkların yanlarına özel bir cihaz (çinko anot) yerleştirilerek korozyonun durdurulması sağlanıyor. Katodik koruma yöntemi sayesinde batıktaki korozyon durdurulurken, yüz yılı aşkın süredir deniz altında bulunan bu yapıların balıklar, omurgasızlar ve diğer deniz organizmaları için yaşam alanları oluşturarak biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlanıyor.

Katodik korumadan sonra ilk dalış HMS Louise’e
Bu yenilikçi proje kapsamında, tarihi bir dönüm noktası yaşandı ve ilk katodik korumanın uygulandığı batık olan HMS Louise gemisine dalış yapıldı. Türk ve dünya basınına bir dalış deneyimi ile tanıtılan Derin Miras projesi; projenin sözcüleri Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) CFO’su Murat Sarıkaya ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi. Profesyonel dalış eğitmenlerinden oluşan uzman bir ekibin yönetiminde gerçekleştirilen bu anlamlı dalışa, dünya çapında tanınan ünlü İsveçli su altı fotoğrafçısı Alex Dawson da eşlik etti. Dawson, ilk katodik korumadan sonra yapılan bu dalışta, koruma altına alınan tarihi gemiyi fotoğraflayarak ölümsüzleştirdi. Ayrıca, 18 kilogramlık ağırlıkla su altında 81,60 metre yürüyerek genel klasmanda Guinness Dünya Rekoru’nun sahibi olan milli serbest dalış sporcusu Bilge Çingigiray, HMS Louis batığına serbest dalış gerçekleştirdi.

Tarihin derinliklerindeki şahit: HMS Louise
Katodik koruma sonrasında ilk dalışın gerçekleştirildiği Suvla Koyu’nun kuzeyinde, 13 metre derinlikte bulunan İngiliz Kraliyet Donanması’na ait muhrip tipi HMS Louise batığı, 1915 yılında Çanakkale Deniz Savaşları’nda yer almıştı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı arşivlerinde yer alan kayıtlara göre HMS Louise darbe ve şiddetli rüzgâr nedeniyle sürüklenerek karaya oturmuş ve olumsuz hava koşulları nedeniyle kurtarılamamıştı. Gemi bugün hâlâ bütüncül yapısını koruyarak su altında görülebiliyor.

İsmail Kaşdemir: “Evrensel bir sorumluluk projesi”
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, projenin evrensel boyutuna vurgu yaptı. Kaşdemir; “Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı olarak Çanakkale Boğazı’ndaki batıkları dalış sporuna açtık ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koyduk. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nun stratejik ortağımız olması uluslararası tanıtım gücümüzü artırıyor. Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde yer alan batıklar insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miraslardır.” dedi.

Derin Miras projesi ile Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nın dünyanın en popüler su altı parklarından biri olma yolunda çok önemli bir adım daha atılmış olduğunu söyleyen Kaşdemir, su altındaki bu dünya mirasına tanıklık etmek üzere tüm dünyadaki dalış meraklılarını bu keşfe davet etti.

Murat Sarıkaya: “Geçmişten geleceğe uzanan bir taahhüt”
Projeye uzun soluklu bir taahhütle ortak olarak destek veren 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) CFO’su Murat Sarıkaya ise yaptığı konuşmada; sürdürülebilirlik vizyonunun altını çizdi. Sarıkaya, “Bugün bu coğrafyanın barındırdığı eşsiz tarihi mirasa sahip çıkmak için çok anlamlı bir buluşmada bir araya geldik. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü olan 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nu hayata geçirdiğimiz ilk günden bu yana bölgenin sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik gelişimine katkı sunmayı önceliklerimiz arasında görüyoruz. ‘İyi bir komşu olma’ anlayışıyla bugüne kadar bölgede 321 çevresel ve sosyal projeyi hayata geçirdik. Derin Miras Projesi ise bu çalışmaların en kıymetlilerinden biri olarak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Sürdürülebilirliği yalnızca geleceği inşa etmek değil, geçmişten emanet aldığımız değerleri koruyarak geleceğe taşımak olarak görüyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca sahip çıkacağımız ve yaşatacağımız kalıcı bir proje olacak.” dedi.

Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı’ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmak üzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Aralarında TÜBİTAK, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin yer aldığı üniversite ve kurumlarla yürütülen iş birlikleri sayesinde batık alanlarındaki biyolojik çeşitlilik, deniz yaşamı ve ekosistem sağlığı araştırılıyor ve destekleniyor. Derin Miras projesi ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon yaratarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacak. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek proje hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale’nin turizm potansiyelini artıracak. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi ve bilimsel araştırmalar için benzersiz bir laboratuvar işlevi görecek.

Katodik Koruma Nedir?
Deniz suyu, iletken yapısı ve barındırdığı bakteriler nedeniyle metal yapılar için oldukça agresif bir ortamdır. Metal bir batık su altında kaldığında, denizden enerji alarak sürekli bir “elektron” kaybı yaşar; yani metal yavaş yavaş oksitlenerek paslanır ve yapısal bütünlüğünü yitirir. Katodik koruma, bu korozyon sürecini elektrokimyasal olarak durduran veya yavaşlatan bir teknoloji. Korunacak olan metal yapıyı (gemiyi) bir “katot” haline getirerek, onun korozyona uğramasını (oksitlenmesini) durdurur. Temelde iki ana yöntemi vardır, ancak tarihi batıklarda genellikle geminin ömrünü uzatmak için dış akım veya galvanik (kurban anot) sistemler kullanılır. Sistem, batığın metalden suya doğru elektron akışını durdurarak, metali “pasif” hale getirir. Bu işlem tamamen fiziksel bir müdahaleden ziyade, elektrokimyasal bir süreçtir. Batığın çevresine yerleştirilen anotlar sayesinde metalin paslanması önlenir ve gemi gövdesinin eriyip gitmesi engellenmiş olur.


Tarihin Demir İskeletine Elektrokimyasal Müdahale
Deniz suyunun yüksek iletkenliği nedeniyle metal gövdeleri hızla paslandırıp yok eden korozyon süreci, bu proje ile tarih sahnesinden siliniyor. Mühendislik ve su altı arkeolojisini birleştiren çalışmada, batıkların çevresine yerleştirilen özel anotlar sayesinde gemi gövdesi bir “katot” haline getiriliyor. Bu elektrokimyasal “kalkan”, geminin metal yüzeyindeki elektron kaybını engelleyerek paslanma sürecini durduruyor ve tarihin bu demir iskeletlerinin su altında eriyip gitmesini engelliyor.

DENIZKARTALI Haber Portalı – https://denizkartali.com/derinlerdeki-tarihe-elektronik-zirh-batiklari-katodik-kalkan-koruyacak/



