DERİN SUALTI ARAÇLARI (AUV, ROV, HOV) VE DENİZALTILAR
1519-1521… Portekizli denizci Magellan’ın 800 metre derinliğe sarkıttığı iskandil palamarı belki en dip bölgeye ulaşamadı ama, bu girişimin derin deniz araştırmaları tarihinin başlangıcı olduğu kesin… Son 200 yıldır keşfetme arzusu ile dolu olan insanoğlu deniz teknolojisinin gelişimi için oldukça fazla zaman ayırdı. Şimdi hemen hemen her büyük deniz araştırmasında binlerce denizel canlı bilimsel sınıflandırmaya dahil ediliyor, derin deniz diplerinde yaşayan bakterilerden enerji eldesi gündeme geliyor ve magmanın soğuduğu bentik bölgede sediment örneklerine göre, deprem bilimi daha da fazla aydınlatılmaya çalışılıyor.
Derin mavi sular eskisinden çok daha fazla şeyler fısıldıyor artık kulaklarımıza… Challenger, Bathysphere, Trieste, Alvin, Nautile ile başlayan ve Shinkai, Kaiko, Jason/Medea, Mır I-II, Victor 6000 ve Remora 2000 gibi araçların derin mavi sonsuzluğa dalışlarıyla devam eden bir hikaye bu… Bilinmeyeni ortaya çıkarma adına, her saniyesini, kendini derin sualtı araştırmalarına adayan bilimcilerin bildiği bir hikaye…

Mavi derinliklerin diplerinde, ışığın ulaşamadığı ve sonsuz karanlığın hakim olduğu bu derin sucul ekosistem araştırmalarında, birçok denizel organizma ortaya çıkarıldı. Yeryuvarı ve okyanusların genel özellikleri ile ilgili birçok önemli konu tartışıldı. Okyanusların derinliklerindeki fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikler bu araştırıcılar tarafından belgelendi ve arşivlendi. Abissal düzlükler, Denizaltı dağları, Derin deniz çukurları ve Okyanus ortası sırtlar derin deniz araştırmalarına dek uzun yıllar saklı kaldı. Derin sularda kaybolan balinaları kendine besin olarak seçen Petromyzon’lar ve bunlar gibi birçok derin deniz canlısı, dip bölgeleri metan kaynakları ve bentik ekosistemde sediment tabakalaşması gibi olgular bu araştırmalarla görüntülendi. Plaka tektoniği konularına açıklık getirildi ve deniz tabanında meydana gelen mikro ölçekli depremler incelendi… Soğuyan magmanın gözlemi yapıldı ve hidrotermal alanlarda bulunan baca benzeri yapılar ilk kez kayıt altına alındı. Hatta yıllar önce batmış olan Antik dönem ahşap kalyonları veya ünlü Titanik gibi gemilerin bazıları da bu çalışmalarda ortaya çıkarıldı. Derin sularda ROV, HROV, AUV ve HOV’lar ile inceleme yapan bilimciler bu bölgelere gelene dek, birçok gerçek bilinmezliğini korudu.
Ünlü Dünya Serbest Dalış şampiyonlarından, nefesli dalgıçların idolü merhum Jacques MAYOL’un, kendi nefesli ile ilk defa 100 metre derinliğe indiğinde neleri gördüğü, ne gibi farklılıklara hayran kaldığı, su üstü ve sualtının aykırılığı hakkında ne gibi düşüncelere sahip olduğunu bilemiyoruz ama, onun dünya rekoru denemelerinin sualtı tıbbının gelişimine ne derece katkı sağladığı hakkında oldukça hemfikiriz. Serbest Dalış ile derin sualtı araştırmaları arasında tek ve en büyük benzerliği gösterin deselerdi eğer size, bu “Su Basıncı” derdim hemen. Serbest dalıcıların derinlere inebilmek için basınca adapte olabilmeleri gerekti. Tıpkı sualtı robotlarının ve denizaltılarının ona karşı oldukça dayanıklı üretildiği gibi…

Sualtı araştırmalarının gelişimi de böyle başlamıştı. Daha yüksek su basıncına dayanıklı sualtı araçlarının (robotlarının) gelişimi ile daha derin sularda araştırma imkanı doğdu. Sürekli bilinmeyen bölgelerde daha önce görülmemiş türler incelenmeye çalışıldı. Bilinmez bir derin mavi karanlık dünyaya binlerce dalış yapıldı. Batiyal zon dediğimiz bölge her geçen gün daha da fazla gün yüzüne çıkar oldu.
Sualtı araştırmalarının temeline bakıldığında derin sularda yaşam süren canlılar ve etraflarındaki ekosistem hakkında daha kapsamlı bilgi sağlanmasının amaçlandığı dikkati çeker. Bunun yanı sıra sualtında zor şartlarda yapılan çalışmalarda, yıllar önce batmış olan antik veya günümüze tarihlenen gemi enkazlarına ulaşılması ile de sualtı arkeolojisi bilimi hızlı bir ilerleme kaydetmiştir.
İngilizlerin Challenger gemisi ile yaptıkları 3.5 yıl süren ve 70.000 mile yakın bir mesafenin kat edildiği araştırmada 8000 metre derinliğe bırakılan iskandil, birçok yeni türün keşfine yol açmıştır. Bu çalışma, tarihte en önemli deniz araştırmalarından biri olarak bilinir. Bu araştırmalar sırasında 4717 tür deniz canlısı bilimsel sınıflandırmaya dahil edilmiştir. Derin sualtı araştırmalarında Bermuda açıklarında Bathysphere isimli denizaltılarıyla 923 metre derinliğe dalmayı başaran Charles William BEEBE ve Otis BARTON, derin su araştırmalarını başlatan ve derin su ekosistem canlılarını sualtında ilk kez gözlemleyen bilim adamları olarak bilinirler. İkinci dünya savaşı sonrasında Otis BARTON’un inşa ettiği Benthoscope, 3048 metreye dalış gerçekleştirir ve 1949 yılında yaşanan bu gelişme birçok derinsu denizaltısının yapımına ilham olur. 1950 yılında Galathea gemisi ile yapılan araştırmalarda Pasifik okyanusunun beş farklı çukurunda o güne dek hiç görülmemiş deniz canlıları yüzeye çıkarılmıştır. 6000 ile 10.000 metre aralığında tam 115 tür belgelenmiştir (dalış yok!).
“FNRS-I” bir balondu. 15.780 metre yüksekliğe çıkarılan ve üreticisine rekor getiren bir balon… İsviçre’li Fizik Profesörü, mucit Auguste PICCARD balonu ile 15.780 metrelik yükseklik rekorunu kırmıştı ama, gönlü derin mavi sulardaydı… Piccard araştırmalarının perspektifini hava yerine sualtına çevirdi ve aynı isimle sualtı araçları geliştirdi.
“FNRS-II”, 1946-48 yılları arasında Belçika’da inşa edildi ancak, bir hasar sonucu tekrar onarım gördü ve FNRS-III olarak isimlendirildi. “FNRS-III” o yıllarda, 4000 metre derinliklerin altına birçok başarılı dalış gerçekleştirdi. Profesör PICCARD’ın son icadı Trieste, 1953 yılında ortaya çıkarıldı.

İnşasının yapıldığı ülkeler orijinal kaynaklarda İsviçre, İtalya ve Birleşik Devletler olarak belirtilir. Birleşik Devletler donanmasına verilen Trieste başarılı dalış yaşamına burada başladı. Deniz araştırmaları tarihinde en ünlü olduğu, rekorlar kırdığı zamanın 1960’lı yıllara denk geldiği bilinmektedir. 23 Ocak 1960 tarihinde Mariana Çukuruna başarılı bir dalış yapmış ve dünya dalış rekorunun sahibi olmuştur. Auguste PICCARD’ın oğlu Jacques PICCARD ve donanma subayı Don WALSH, 35.810 feet derinliğe 8.5 saat süren bir dalış gerçekleştirmişlerdir ve bu insanlı sualtı araştırma denizaltılarının gelişimini hızlandıracak önemli bir tarihi olay olarak nitelendirilebilir. Dalış bazı kaynaklarda şöyle dikte edilir;
“12 insan ay yüzeyinde yürümüştür. 100’lerce kişi yeryüzünün en üst noktası olan Everest’e tırmanış gerçekleştirmiştir. Binlerce insan Kutba ayak basmıştır. Ancak, sadece iki insan okyanusun en karanlık noktasını görebilme ve inceleyebilme şansına sahip olmuştur ”
1960’lı yıllara deniz bilimlerinde altın çağın başlangıcı da denilebilir aslında. Merhum ünlü oşinograf, keşifçi, mucit ve usta denizci Kaptan Jacques Yves COUSTEAU 1959 yılında kendi geliştirdiği batiskafı “Diving Saucer”ı deniz bilimlerine hizmet için ortaya çıkardı. Batiskaf, 24 saatlik oksijen kaynağı sağlayabiliyordu ve iki kişilik mürettebatıyla 305 metre derinliklerde çalışma imkanına sahipti. Araç ile okyanusların pek çok farklı bölgesinde dip araştırmaları gerçekleştirildi, yeni canlılar keşfedildi ve mavi dünya ile ilgili ilk sualtı belgesel çalışmalarına imza atıldı o yıllarda… Neler yapmadı ki Cousteau! Saymakla bitmez. 1960’’lı yıllardan sonrası aynı zamanda sualtı laboratuarlarının gelişimi ile de dikkat çeker. Cousteau’nun icatlarından “Conshelf-I,II,III” araştırmacılara sualtında kalma imkanı sağlamıştır. Bu kendi kendine yetebilen üniteler, günümüz sualtı laboratuarlarının ortaya çıkarılmasında en büyük adımdır.
1962 ile 2004 yılları arasında sualtından Archimede, Cyana, Alvin, Nautile ve Shinkai 2000 gibi sualtı araçları geçti. O tarihler için onlar en mükemmelleriydi. Şimdilerde daha da iyileri üretiliyor. Derin okyanus çukurlarının keşfi birçok bilim insanını sualtına her geçen gün daha da fazla çekiyor. Derin su araştırmalarında araçların kişisel kullanımı bile şimdi ön planda. Bilim insanları tek ya da çift kişilik araçlar ile araştırmalarına teknolojik ekipman kullanımını dahil edebiliyorlar. Daha da ileriye gidelim. Turistik denizaltılar bile üretiliyor artık. Odyssey, Triton 1000, Explorer 1000 vb. denizaltılar bunlara verilebilecek güzel örneklerden. Araştırma merkezlerinin ürettiği araçların başarısı bariz ortada.
Derin deniz araştırmalarında en iyi on merkez sayabilirsiniz belki ama, ayrıntılı inceleme yaptığınızda kendini bu bilime adamış onlarca kuruluş olduğunu ve her birinin de küresel ısınma özelinde önemli çalışmalar ortaya koyduğunu rahatlıkla görebilirsiniz (Tablo 1.).
Tüm bu araştırma birimlerine ek olarak sualtı araçları dizayn edip ihtiyacı olan merkezlere gönderen ISE, US. Sub, Hydroid, HUV, Deep Flight, Atlas Maridan gibi sayısı 30’un üzerinde şirket de mevcuttur. Bu şirketler deniz bilimleri alanında çalışan bilim insanlarına, donanma gemilerine ya da sualtı sanayi çalışanlarına birçok farklı tipte ROV, HROV, AUV ve HOV tasarlamakta ve üretimlerini gerçekleştirmektedir. ROV (Remotely Operated Vehicles) araçlar, genellikle ana gemiden kumanda edilen, manevra kabiliyeti yüksek insansız sualtı robotlarına verilen isim. Dünya üzerinde gerek araştırma üniteleri tarafından olsun gerekse şirketlerce olsun birçok farklı tipte ve özellikle ROV araçları üretilmekte. İlk zamanlarda sadece platform kontrolleri veya boru hatlarındaki genel izleme çalışmalarında kullanılan ROV sistemleri şimdilerde artık bilimsel araştırmaların temel ekipmanlarından biri haline gelmiş durumda… Sualtı sanayinde de artık birçok önemli iş sualtı robotlarına devredilmekte. Elbette ki bunda asıl gaye, insan hayatını riske sokmadan işi tamamlayabilme. Teknik dalış gelişimine bir göz attığınızda aslında teknolojik ilerlemenin mükemmel boyutlarda olduğu dikkati çeker. Bunda kimsenin şüphesi yok. Ama yinede, artık birçok şirket dalgıç yerine robot kullanmayı tercih ediyor. Bence de akıllıca… Hızlı, güvenli, dayanıklı ve etkin… ROV’lar artık birçok farklı alanda hizmet veren araçlar halini aldılar. Dünya’da şu anda 50’nin üzerinde araştırma merkezi, üniversite birimi ve özel kuruluş sualtı robotları tasarlıyor. Toplamda 150’nin üzerinde sualtı robotu… Bu da tabii ki deniz bilimlerinin daha da ilerlemesi açısından önemli bir durum…
HROV (Hybrid Remotely Operated Vehicles) sistemleri diğer sualtı robotları içersinde yeni nesil olarak biliniyorlar. İçlerinden en ünlüsü Birleşik Devletler (WHOI) patentli Nereus. Woods Hole oseanografi enstitüsü tarafından tasarlanan Nereus, 11.000 metrede araştırma yapabilme özelliğine sahip. Ayrıca Nereus, iki farklı moda alınarak kullanılabiliyor. İlk kullanımda fiber optik kablo ile ana gemiye bağlı olarak ROV özelliğiyle kullanılabiliyor. Diğer moda alındığındaysa tamamen özgür bir konumda AUV gibi ana gemiye bağlantısı olmadan uzaktan kumanda edilebiliyor. Hybrid olmasının getirdiği avantajı da eklemek de fayda var. Tarihi bilgilerden de hatırlayacağınız gibi 1964 yılında WHOI tarafından dizayn edilen, dalış yaşamı boyunca 4400 adet araştırma dalışı ile dünya okyanuslarının yaklaşık %63’lük bir kısmının incelenmesinde öncülük etmiş olan en eski HOV (Human Occupied Vehicle) ALVIN idi. Bu araçlarda elbet rolü insan faktörü almakta. Son yapılan çalışmalarda okyanusun 6500 metre derinliğine kadar içersindeki bilim adamları ile beraber araştırma yapabilecek kapasitede HOV robotları geliştirilmiştir (JAMSTEC).
Şu an Japon Deniz ve Yeryüzü Bilim ve Teknoloji Kurumu (JAMSTEC) tarafından dizayn edilen “Shinkai 6500” ile iki bilim adamı ve bir operatör derin okyanus diplerinde inceleme yapabiliyorlar. Bu derinliklerde belirli amaçlar için çalışma yapmak bir milad…
Günümüz teknolojisinde “Shinkai-6500”ün, 2025 yılında Japon Çukurunda yapılan son denemelerinde 9200 metre sınırını aştığı ve 2026 yılında, 8000 metre derinliklere dalabilen insansız “Urashima” ile yeni keşif seferleri yapacağı rapor edilmiştir. Ne milad ama…
Deniz bilimleri öyle ilerledi ki, artık bilim insanları 3000 metre derinliklerden sonraki sularda araştırma yapabilir yetkinlikteler. Kimi sualtı aracı 200-3000 metre derinlikler arasında (Batiyal zon); kimi 3000-7000 metre (Abissal zon); kimi ise 7000 sonrası derinliklerde yani okyanusların en dip bölgesinde Hadal zonda araştırma yapabilir kapasitede üretiliyor. Özellikle HROV, ROV ve AUV araçların gelişimi ile Hadal zon’un daha önce keşfedilmemiş denizel ekosistemi gün ışığına çıkarılıyor. 7000 metre sonrasındaki araştırmaların arttırılmasındaki temel etkenlerden biri Bakteriler. Birçok bakteri türü ilk defa gözleniyor bu derin ve karanlık, santimetrekareye yaklaşık 1 ton basıncın tekabül ettiği habitatta… Örneğin JAMSTEC merkezin yeni üretimi olan 11.000 metreye dalış yapabilen Abismo’nun üretilmesindeki temel amaçlardan en önemlisi bu…


AUV… Yani Autonomous Underwater Vehicles olarak isimlendirilen bağımsız sualtı araçları, ana gemiye bağlandığı herhangi bir fiber optik kablo olmadan da dipte çok uzun mesafeler kat edilebilmesi için yaratılmış araçlar. Woods Hole Oseanografi Enstitüsü tıpkı JAMSTEC, IFREMER, Shirshov ve CSSF gibi bu dalda çok iyi olan araştırma ünitelerinden bir tanesi. Ürettiği AUV robotlar pek çok farklı amaçlara hizmet ediyor. Enstitü dalında en iyilerden birisi konumda. Üretmiş olduğu Abe, Jaguar, Puma, Remus, Sea Bed, Spray Glider, Slocum Glider gibi pek çok model ile araştırmalarda öncü kuruluşlardan olduğunu kanıtlar gibi… AUV REMUS 100, 600, 3000 ve 6000 modelleri ile hiç durmadan 22 saat sualtı çalışması yapabilme kapasitesini elinde bulunduruyor. Yine, MBARI (Monterey Bay Akvaryumu Araştırma Enstitüsü) tarafından üretilen Dorado sınıfı AUV’ler, 6000 metre derinliklerde yapılan okyanus dibi haritalama çalışmalarında oldukça sık kullanılmaktalar.
SUALTI ARAÇLARININ KULLANIM AMAÇLARI
- Bilimsel çalışmalar
- Yeni canlılarının keşfi ve örnekleme çalışmaları
- Derin su fizikokimyasal parametre ölçümleri
- Kimyasal oşinografi
- Hidrotermal faaliyetlerin tespiti ve incelenmesi
- Kaya çekirdek sondajı
- Okyanus dibi tam görünümlü haritalama çalışmaları
- Arama ve kurtarma faaliyetleri (Sualtı Arkeolojisi)
- Volkanik faaliyetlerin incelenmesi
- Hadal zon bakteri türlerinin incelenmesi
- Derin su mercanlarının incelenmesi
- Okyanus dibi sediment araştırmaları
- Askeri faaliyetler
- Mayın tespiti ve önlem
- Arama/Kurtarma
- Torpido kurtarma ve onarım
- Kaza tahkiki
- Deniz güvenliği
- Anti terörizm
- Petrol Endüstrisi
- Petrol arama ve tespit işlemleri
- Duvar kalınlık ölçümleri
- CP ölçümleri
- Anot kurulumu
- AX/VX halka değişimleri
- Çamur ve kum temizliği
- Cıvata ayarları
- Hidrolik testler
- Püskürtme ve fırçalama işlemleri
- Görsel kontrol
- Kablo değişimleri
- Deniz Kazaları
- Yer belirleme, tetkik ve onarım
- Sualtı sanayi işleri
- Telefon kablosu hat döşeme
- Şehir sualtı boru hatlarındaki onarım çalışmaları
- Özel kullanım
- Turistik amaçlı denizaltılar
- Lüks sınıf denizaltılar
Hayal gücümüzün sınırlarındayız ve sınırları aşan birçok bilim insanı ve üretici ile yan yanayız. Gördüğünüz gibi dünya üzerinde sayısız araştırma merkezi, üniversite birimi ve şirket var sualtı araçları dizayn eden ve ihtiyacı karşılamaya çalışan… Birçok dünya ülkesi uç sınırları zorluyor. Araçların teknolojik gelişimi inanılmaz. Peki ya TÜRKİYE ? Bizler bu bilimin kıyısına nasıl yanaşıyoruz?
Türkiye’de sualtı robotlarının ve denizaltıların (askeri değil) gelişimine baktığımızda üniversitelerimize bağlı robot topluluklarının büyük katkısının olduğu ve çok farklı, patent hakkı elde etmiş birçok projenin varlığı dikkati çekiyor. Boğaziçi Sualtı Araştırma Merkezinin bir ROV projesi mevcut örneğin… Sualtı robot üretimine bakıldığında ise ilk izleri SUTA’nın (Sualtı Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Derneği) bıraktığı bariz belli. Kişisel üretim deneyimleri de olsa SUTA başlı başına geliştirdiği ROV sistemleri, sualtı yaşama ünitesi, turistik denizaltı ve araştırma denizaltısı ile dünyada oldukça tanınan bir kuruluş. Türkiye’de özel şirketler de mevcut. Örneğin Gate Elektroniğin üretmiş olduğu “Gelibolu ROV” 1000 metre derinliklere kadar araştırma yapabilme özelliğinde. Ayrıca SSM (Savunma Sanayi Müsteşarlığı) tarafından yürütülen Tübitak 1007 projesi ile de Milli AUV üretimi için hazırlıklar yapılmakta. Tübitak MAM desteklerinin de olduğu proje’de prototip geliştirme safhasında olunduğu bilgiler arasında belirtilebilir.
Güneş arabaları, karasal robotlar vb. konusunda Türkiye’nin oldukça ileri bir konumda olduğu kesin ama sualtı robotları ile ilgili bilimsel çalışmalara bakıldığında araştırma sayısının çok da fazla olmadığı dikkati çekiyor. Bu konuda eksikliklerimizi fark edip bir an önce, üstteki yazımızda da belirttiğimiz gibi dünyanın en önde gelen araştırma merkezlerini (JAMSTEC, IFREMER, WHOI, NOAA, Shirshov, vb.) örnek alarak çalışmalara hız vermemiz gerekiyor. Sualtı araç üretim teknolojisi inanılmaz. Kullanım alanlarının spesifikliği de inanılmaz. Akıl almaz gelişimler bizleri bekliyor. Deniz bilimleri sürekli yenilenen, yenilendikçe de önümüze birçok bilinmez sunan bir bilim dalı. Meteoroloji ve jeoloji bilimlerine de yaptığı katkıyı hesaba kattığınızda deniz bilimlerinin ne derece önemli bir bilim dalı olduğu dikkati çeker. Bir dahaki sayımızda “Mavi Derinliklerin Keşfi II” konusunda araştırma merkezlerinden JAMSTEC, IFREMER ve WHOI araştırma merkezlerine yakın bir açıdan bakmaya çalışacağız. Araştırma araçlarını ve üretim tesislerini ayrıntılı inceleme olanağı yakalayacağız.
“ Derin okyanuslarda bu araçların biri içersinde araştırma dalışı hayallerimden biri yıllardır… Hatta sırf o yüzden JAMSTEC araştırma merkezinde konaklayıp 3 gün geçirdim Japonya zamanlarımda… Ki, merkezin tanıtım programında sadece 2 saatlik zamanınız vardır, fazlası değil… Neden sualtı aracı ile en derin sularda araştırma derseniz, Derin deniz memelilerinin dipte sergilediği davranışlar, dalıcı-memeli refleksi ve dalış fizyolojisi farklılıkları ile ilgili hala açıklanamayan bir sürü bilinmez var derdim sizlere…Biyolojik çeşitlilik özellikle merak uyandıran ve ilginin en yüksek olduğu konu. Mezofotik derinliklerde halen bilinmeyen yüksek biyoçeşitlilik sahaları var ve bu alanlarda mercanlar ve süngerlerin oluşturduğu habitatlar inanılmaz ortamlar yaratıyorlar. Keşfedilecekse bence en önemli konulardan biri bu Deniz Bilimlerinde…”
Mavi Kalın…

Prof. Dr. H. Barış ÖZALP
Sualtı Dünyası Marine Photo Dergisi
Eski Yardımcı Editörü
KAYNAKLAR
www.jamstec.co.jp
www.fau.edu
www.ise.bc.ca
Itoh, K., Inoue, T., Tahara, J., Osawa, H., Yoshida, H., Ishibashi, S., Watanabe, Y., Sawa, T., Aoki, T. 2008. Sea Trials of the New ROV ABISMO to Explore the Deepest Parts of Oceans. Proceedings of the Eighth ISOPE Pacific/Asia Offshore Mechanics Symposium Bangkok, Thailand, November 10-14, 2008
www.transit-port.net
www.whoi.edu
http://oceanexplorer.noaa.gov
www.bathyscaphtrieste.com
www.ssm.gov.tr
http://maseinc.com
www.nui.no
Bowen, A.D., Yoerger, D.R., Taylor, C., McCabe, R., Howland, J., Ibanez, D.G., Kinsey, J.C., Heintz, M.,McDonald, G., Peters, D.B.., Fletcher, B., Young, C., Buescher, J., Whitcomb, L.L., Martin, S.C., Webster, S.E., Jakuba, M.V. 2007. The Nereus Hybrid Underwater Robotic Vehicle forGlobal Ocean Science Operations to 11,000m Depth.,
http://auvac.org
Sarradin, P.M., Leroy, K.O., Ondréas, H., Sibuet, M., Klages, M., Fouquet, Y., Savoye, B., Drogou, J.F., Michel, J.L.. Evaluation of the first year of scientific use of the French ROV Victor 6000. UT 2002, Tokyo 16-19 April 2002.
www.allthesea.com
www.nytco.com
www.gateelektronik.com.tr
www.eca.fr
Kocataş, A., 2002. Oseanoloji Deniz Bilimlerine Giriş. Ege Meslek Yüksekokulu Basımevi Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Kitaplar Serisi No:60.
www.noaa.gov
www.coe.fit.edu
www.deepflight.com
www.ropos.com
www.suta.org.tr
www.focusdergisi.com.tr; derinliklerin fethi poster sunumu
www.deepoceanexpeditions.com
Önemli Not: Yazarın bu makalesinin önceki versiyonu, 2010 yılında Sualtı Dünyası Marine Photo dergisinin 117’nci sayısında yayımlanmıştır.





































