HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

 

40 metrede havası biten eşinizi yüzeye 10 mt/dk hızla çıkarmak için dalış eşiniz, sizin tüpünüzden ((5+1)/2)x25x4=300 lt hava soluyacaktır. Aynı 300 lt havayı siz de solursunuz. Bu da dalış eşinizle birlikte yüzeye çıkmak için 600 lt havaya ihtiyacınız var demektir. 600 lt hava 12 lt tüpte 600/12=50 atm havanın tüpünüzde olması anlamına gelir. 1 atm= 1.01325 bar olduğundan 50×1.01325= 50.66 bar .12 litrelik tüpünüzdeki 50.66 bar hava, hemen hemen –rezerv ayrılan miktar- size yeter. Ancak tüpünüz 10 lt ise, 50 barlık rezerv size yetmeyebilir.

Belki de güvenli tarafta kalmak adına, mağara dalışında yaygın olarak kullanıldığı gibi tüpünüzün 1/3 ünü rezerv ayırdınız ve 12 lt’lik tüpünüzü de tıkabasa doldurdunuz diyelim. 210 barlık tüpünüzün 1/3 ü, 210/3=70 bar. Yeter mi? Yeter. Hem de güvenle, heyecanlanmaya mahal bırakmadan.

Şimdi birisi çıkıp “Ben dakikada 25 litre değil, çok daha az hava tüketiyorum.” diyebilir. Doğrudur, ancak rutinin dışına çıkıldığında her canlı heyecanlanır, strese girebilir. Heyecanlanan canlı daha sık nefes alır, daha fazla hava tüketir. Havanızın bitmesi kuvvetli bir heyecan yapacağından hesabınızı 25 lt/dk’ya göre yapmanızda yarar var. Ayrıca “ben dakikada şu kadar hava soluyorum” demek de ne derece doğrudur, tartışılır. “Hangi sıcaklıkta, aydınlıkta mı/karanlıkta mı, hangi derinlikte, hangi akıntı hızında, gribal durumun var mıydı, dakikada kaç palet vuruşuyla, dalışın ilk yarısında mı/ikinci yarısında mı” gibi sorulara ayrı ayrı dakikadaki soluma hızı verilebilir, hatta bu soruları artırmak da mümkündür. Hadi mühendisce söyleyeyim:

“Permütasyona bakar mısınız?”

Dip 40 mt değildi, siz 40 mt’ye ineyim derken az buçuk sarkıp 44 mt ye indiniz ve tam o sırada tüpünüzdeki hava bitti. Her şey yolunda gitti, hiç zaman kaybetmediniz, ((5.4+1)/2)x25x4.4=352 lt sizin için 352 lt de eşiniz için toplam 704 lt havaya ihtiyacınız olacak. Dalış eşinizin 12 lt hacimli tüpünde 704/12=58,66 atm hava olmalı. Olur mu? Olabilir de olmayabilir de… Rezerve yaklaşıldığı halde hala 40’lı metrelerde dolaşıyorsanız olmama ihtimali çok çok yüksek olur. Peki böyle bir yanlışlık yapılabilir mi? Yapıldığını bilenlerdenim ama nedenini bilmem.

İşte bu olasılıkları hesap eden planlamalarda 12 lt tüple 30 metre derinliğin altına inilmez demem ama…

Yukarıda anlattığım örneklerden anlaşılan 10 lt’lik tüpün 50 bar rezervi ile 12 lt’lik tüpün 50 barlık rezervi farklı büyüklük ifade eder. Her ikisindeki solunabilir hava hacimleri farklıdır. “Biliyoruz” diyenleriniz olduğu gibi “eğitimde anlatılmıştı” diyenleriniz de olacaktır. İlk kez duyuyorum diyenleriz var mı?

Diyelim ki yanınızda taşıdığınız 1.5 lt’lik pony tüpü -tam da 42 metreye iner inmez-kullanarak yüzeye çıkmak zorunda kaldınız. Dalış eşinizin donanımında bir problem olmadığından yüzeye çıkmaya yetecek havası olsun. 1.5 lt’lik pony tüpünüzde 1.5×210=360 lt havanız vardır. Dakikada 25 lt hava soluyarak, 10 mt/dk hızla yüzeye çıkmanız 4.2 dakika alır ve 4.2 dakikada ((4.2+1)/2)x25x4.2=493.5 lt havaya ihtiyacınız olur. 1.5 lt’lik pony tüpünüzdeki hava size yetmez, varsa dalış eşinizden soluyarak yüzeye çıkabilirsiniz, varsa dalış eşinizden soluyarak güvenlik beklemesi yapabilirsiniz. E tabii 42 metreye sadece eğitim amaçlı, ucunda serifika bulunan dalışlar yapılabildiği için sizin balıkadam olarak yanınızda bir pony tüp taşımanıza gerek yok, birlikte inebileceğiniz eğitmeniniz düşünsün. Balıkadam için maksimum derinlik –sertifika seviyesi yeterliyse- 30 metredir, malum. 30 metre derinlikten yüzeye 3 dakikada çıkabileceğinizi düşünerek ((3+1)/2)x25x3=150 litre havaya ihtiyacınız olduğu hesaplanır. Bu kez de 1.5 litrelik pony tüpteki hava hem size hem de dalış eşinize yeter, biraz da artar.

Yukarıda yazdıklarım, çoğu kez daha güvenli olduğundan kuşku duyulmayan pony tüpleri yanında taşımayla, rezerv hava ayırıp dalmak arasında bir mukayese aslında. Bazı dalışlarımda yanımda eksik etmediğim pony tüpün çok daha güvenli olduğu söylenirse de hesapların bunu teyit eder yanı yok. Sonuçta güvenlik planlamayla başlar, planın uygulamasıyla da hayata geçer. Elbette hacmi ve çalışma basıncı da önemli olmakla birlikte pony tüpleri sığ sularda yapılan uzun dalışlarda ana tüpte rezerv ayırmadan kullanmak, derin dalışlarda ise ana tüpte rezerv ayırıp ilaveten de pony’i yanına alarak dalmak en iyisi gibi görünüyor. Elbette örneklerin ekstrem olduklarının bilincindeyim ama ekstrem olsalar da olasılıklar içerisindedirler ve olasılık varsa yaşanabilirlik de vardır.

Şimdi bana 40 metreye iner inmez tüp mü bitermiş demeyin. Bir eğitim sırasında öğrencimin sırtında 18 lt tüp olmasına rağmen 18 metreye inmeden tüpündeki havayı bitirmesini yaşadığımdan, 40 mt’ye inerken tüpün rezerve ulaşma olasılığı vardır derim. Elbette kaç dakikada, ne kadar dolaştıktan sonra 40 mt’ye ulaşmakla, 40 metreye apiko iniş aynı şey değildir. Yaptığımız sportif dalış olduğundan dolaşarak, daha uzun zamanda inilme olasılığının daha yüksek olduğunu düşünürüm. Ama hatırınız kalmasın 40 mt’ye apiko inerken ne kadar hava tüketirim sorusunu da yanıtlayayım. Ben her zaman olduğu gibi çıkış hızı ile iniş hızının aynı olması gerektiğini düşünürüm. Daha hızlı inişler yapmak mümkün olsa da hızlı inişlerde baş dönmesi olasılığının arttığını söyleyen kaynaklar da vardır ve de benim bizzat tanık olduğum vakalar da… Risk almayıp 10 mt/dk hızla inildiğini varsayalım. ((5+1)/2)x25x4=300 lt hava inişte kullanılır. 12 lt tüpünüz varsa 300/12=25 atm basıncı inişte harcamış olursunuz.

Havası biten balıkadamı bekleyen tehlikelerin başında boğulma gelirse de emboli hiç de yabana atılmayacak kadar büyük risktir. Balıkadamın, nefesini tutarak ve de kontrolsüz bir hızla yüzeye çıkma çabası varsa bu durumda emboliye davetiye çıkarılır. Hatta alınmış güvenlik önlemleri nedeniyle boğulmadan kurtulma olasılığı da, heyecan nedeniyle nefesini tutarak yükselme çabası da yüksek olasılık seviyesindedir. Yapılacak tek şey heycanı kontrol altına alıp, strese girmeden yapılması gerekenleri yapmaktır. Ancak bu şekilde tehlike savuşturulabilir. Soğukkanlı davranabilme yeteneğini kazanarak başarılabilir. Bu yeteneğin kazanılması ise tamamen eğitim sonucudur. Havası biten balıkadamın yapması gerekenler hemen her eğitim disiplininin müfredatı arasında yer alır. Konuyu hem akademik hem de pratik olarak öğrenip, pratik yaparak alışkanlık kazanılması gerekir. Eğitimde gösterilenleri zaman zaman güvenli ortamda –en doğrusu bir eğitmen gözetiminde- tekrarlayarak alışkanlık kazanılması mümkündür ve yapılmalıdır. Bir çok eğitim disiplininde yer alan tekrar eğitimleri (Recertify veya Update) bunun için vardır, deneyin ve bunu acemilik olarak görenlere de aldırmayın, gülüp geçin. Askerler savaşmayı bilirler ama tatbikat yaparak kendilerini keskin tutarlar. İtfaiyeciler yangın söndürmeyi bilirler ama tatbikat yaparak kendilerini hazır tutarlar. Balıkadamlar da aldıkları eğitimleri zaman zaman tekrarlayarak kendilerini diri tutmalılar. Faal eğitmenlik yaptığım dönemlerde, istisnasız her dalış dönüşü, güvenlik beklemesi yapan öğrencilerimin sırayla maskelerini çıkarıp tekrar takmalarını isterdim. Öyle alışılmıştı ki bazan ben istemeden yapan öğrencilerim olurdu. Sonuçta maskenin su alması, maske bandının kopması ya da maskenin buğu yapması gibi problemler sorun olmaktan çıkmıştı. “Maske tahliyesi de sorun olur muymuş?” diyenlere de ben güler geçerim.

Bana göre her dalış bir eğitim dalışıdır, her dalıştan çıkarılacak birçok dersler vardır. Eğitim dalışı için illa da sonunda sertifika alınması gerekmez ama çeşitli dersler alınır, alınması gerekir. Bu mantıkla düşünüldüğünde, özellikle dalış liderlerinin dalış sonrası brifinginde (Debrifing) yaşanan olumsuzlukları, yapılan başarılı davranışları gözden geçirip gruba anlatmasında çok ciddi yarar vardır. Aslında pratik eğitimin bir anlamda tekrarıdır. Elbette debrifingde bazıları rahatsız olur, bazıları havaya girer ama sonuçta herkes birşeyler öğrenir ya da bilgisini tekrarlar. Debrifing mutlaka yapılması gerekenlerdendir.
Dalış planı yapmak alışkanlığı edinmek havanın bitmesi, dalış eşinin kaybolması gibi olası sorunları, sorun olmaktan çıkarır. Maalesef dalış planı deyince anlaşılan kaç metreye inileceğidir. Genellikle dalış liderleri “şu metreye ineceğiz, bir balıkadamın havası 100 bar olduğunda döneceğiz” şeklinde tek cümleden oluşan bir planı duyururlar. Oysa bu dalmak için yeterli değildir. Nasıl bir parkur takip edileceği, ne zaman yükselişe geçileceği gibi bilgilerle beraber kaybolma durumunda, hava bitmesi durumunda, bir balıkadamın yaşayabileceği problemi giderme sürecinde, güvenlik beklemesi yaparken yapılması gerekenleri de içeren bir plan yapılmalıdır ve bu plan gruptaki balıkadamlara açıklanmalı ve olası sorulara cevap verilmelidir. Belki de gruptaki bir balıkadamın sorusu ile planın eksik yönü düzeltilip uygun hale getirme olanağı olacaktır.

İyi dalışlar,


Mehmet Avadan
mavadan@yahoo.com
Bu yazı daha önce sephiye.com da yayınlanmıştır.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Diğer Konular


600true thumbnails topleft 300true 800http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/plugins/thethe-image-slider/style/skins/white-square-1
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/?page_id=293
     Slide11
    SG Reklam - Tel 0532 557 77 88
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/g-amerika/
     LatinAmerika
    SG Güney Amerika
  • 5000 fade false 30 bottom 0
    Ruslana
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.alestadalgiclik.com/
     AlestaDalgiclik
    ALESTA Dalgıçlık
 
 
 
 

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled3.jpg

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/SGEO001.jpg


Bu konu şimdiye kadar 1.291 kere görüntülenmiştir