Gemicilik Terimleri — A

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 3.5/10 (2 votes cast)

Abaşo: Alt ve aşağı anlamında kullanılır
Abaşo Babafingo: Çift babafingolardan alttaki babafingo
Abaşo Babafingo Sereni: Çift olan babafingo serenlerinden altta olanıdır. Üzerlerinde bulundukları ana direklerin isimleri ile anılırlar. (Pruva abaşo babafingo sereni, Grandi abaşo babafingo sereni, Mizana abaşo babafingo sereni.)
Abaşo Gabya Sereni: Gabya çubuğu üzerinde bulunan iki gabya sereninden altta olanıdır. Üzerlerinde bulundukları ana direklerin isimleri ile anılırlar.
Abaşo Yakası: Bir yelkenin alt yakası
Abli: Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen halatlar
Abluka: Bir liman ağzını veya sahili belli bir mesafeden kuvvet kullanarak çevirmek, bunların dışarı ile irtibatlarını kesmek, giriş-çıkışı kontrol altında tutmak
Aborda: Bir teknenin diğerine veya bir iskeleye yanaşması
Abosa: Hisa edilmekte olan bir halatı veya vira edilmekte olan bir zinciri tut veya geçici olarak durdur anlamında verilen komut , bosaya vurmak
Abramak: Kontrol altına almak, komutası altında tutmak, üstesinden gelmek, deniz taşıtlarını yönetmek
Abrile: Trinket ve mayıstra yelkenlerinin istinga edilmeleri için verilen komut
Acenta/Acente: Gemi nakliyat şirketlerinin, gemilerini işlettikleri limanlarda gemilerine navlun temin etmek ve ticari işlerini yürütmek maksadıyla bulundurdukları yetkili şahıslardır.
Açevele: Serenlerin aşırılabildiği kadar prasya edilmesi. Bir yere asılan veya çekilen veya su üzerinde yüzdürülerek getirilen herhangi bir cismin bir yere çarpmaması veya kendine yakın bir cisimle çarpışmaması için yapılan bir donanım (Açevele tutmak)
Açevele Gönderi: Açevele işlemini yapmakta kullanılan gönder
Açığa Çıkmak: Rıhtıma aborda veya kıçtan kara olmuş bir geminin bulunduğu yerden avara ederek daha uzaktaki bir yere demirlemek için sahilden uzaklaşması.
Açık Deniz: Kıtalar arasındaki büyük denizlerdir. Diğer bir deyimle, denizin, herhangi bir devletin karasuları veya iç sularına dahil olmayan tüm kısımlarını kapsar. Açık denizler bütün devletlerin faydalanmalarına açıktır. Hiçbir devlet açık denizlerden yalnız kendisi yararlanamaz. Açık denizler karalardan farklı olarak mülkiyeti iktisap edilmek üzere işgal edilemez.
Açık Düşmek: Bulunulması arzu edilen mesafeden bir sebep veya etki (rüzgar akıntı vb.) nedeniyle uzakta bulunmak
Açık Liman: Serbest liman; ülkeler arası mal giriş ve çıkışlarında gümrük işlemi yapılmayan liman
Açıkta Eğlenmek: Bir teknenin sahilden veya iskeleden yada limandan açıkta beklemesi
Açılır Bakla: Zincir kilitlerini birbirlerine eklemekte veya zincir üzerinde bulunan fırdöndünün iki ucundaki baklalara takılan ve gerektiği zaman kolay ve çabuk açılabilen bakla.
Açılmak: Yakın bulunan bir sahilden veya deniz üzerinde bulunan herhangi bir yerden ayrılarak, uzaklaşmak
Açmak: Fazla yaklaşıldığı anlaşılan bir sahilden veya herhangi bir yerden istenildiği kadar açılmak; Karşılaşılan bir geminin yolu üzerinden çatışmayı önlemek için geminin sancağa veya iskeleye alınması
Adi Iskarmoz: Filikalarda ve kürekle hareket eden küçük deniz araçlarındaki küreklerin kürek boğazlarından tekneye irtibatlandırılmasını sağlayan kayışların geçtiği küpeşte üzerindeki ağaç veya madeni çeliklerdir.
Adi Yeke: Filikalarda ve ufak deniz araçlarında dümeni istenilen tarafa basmak için dümen boğazına girecek şekilde bir ucu oyulmuş ve ağaç veya demirden yapılmış kol.
Admiraltı Demiri: Çiposu kollarına dik olan demirlerdir. Çipolar bu tip demirlerin bir kısmında sabit, bir kısmında ise hareket edebilir şekilde yapılırlar. Bu tip demirlerin tutması diğerlerine nazaran daha fazladır.
Aganta: Hisa veya laçka edilmekte olan bir halatın veya zincirin kısa bir zaman süresi için akışının durdurulması, tutulması için verilen komut [Aganta iskota, aganta borina borinata]
Ağ Gözü Açıklığı: Ağ ıslakken, ağ ipinin ve düğümünün kalınlığına bakılmaksızın gergin halde bir ağ gözünün birbirine karşılıklı iki düğümü arasındaki mesafe
Ağır Ağır Gel: Bulunulan rotadan başka bir rotaya yavaş yavaş dönülmesi istenildiği zaman serdümene verilen komut
Ağır Deniz: Dalga boyları ile dalga yükseklikleri büyük ve çarpma basınçları fazla olan denizler.
Ağır Fırtına: Yüksek dalgaları oluşturan, uzun ve tepeleri öne doğru devrilmeye başlayan, deniz üzerini beyaz köpüklerle kaplatan ve saatteki sürati 48-55 mil olan rüzgar.
Ağız Bağı: Ağır yüklerin kaldırılması sırasında kanca ağzının açılmaması için kanca ağızlarına yapılan bağ
Ağız Kuşağı: Armuz kaplamanın (bindirme kaplamanın da] en üst sırası
Akdeniz: Muğla-Antalya il sınırındaki Eşen çayının denize döküldüğü yer ile Suriye sınırı arasında kalan karasularımız.
Akıntı Haritası: Akıntıları, daha çok med ve cezir akıntılarını gösteren haritalardır.
Akıntı Seyri: Akıntının yönü ve sürati hesaba katılmak suretiyle yapılan bir seyir usulü.
Akıntı Sürati: Akıntının deniz mili olarak bir saatteki süratidir. Akıntı süratleri akıntı yönlerini gösteren okların üzerlerine yazılan rakamlarla gösterilir.
Akıntıya Kürek Çekmek: Faydasız ve sonuç alınamayacak bir iş üzerinde çalışmak
Akmak: Çıması dışarıda bulunan bir zincir veya halatın kendi kendine sağılması
Akova: Demir memesinin suya temas edecek şekilde fundoya hazır bulundurulması
Aksiseyirdim: Topun seyirdimden sonra tekrar mevkiine gelmesi
Al (Alberaber): Filika avara ettikten ve kürekler puta ettirildikten sonra küreklerin çekilmesi için verilen komut
Al İskele: Yalnız iskele taraftaki küreklerinin çekilmesi için verilen komut
Al Sancak: Yalnız sancak taraftaki küreklerin çekmesi için verilen komut
Alababula: Birbirleriyle anlaşamayan, birlik ve düzenlik görülmeyen gemi personeline verilen isim
Alabanda: Bordanın iç kısmı
Alabanda Astarı: Yalı kütüklerinden sonra yukarıya doğru konulan tek sıra kaplama.
Alabanda Etmek: Dümenin basılabildiği kadar bir tarafa basılması (Sancak alabanda, iskele alabanda)
Alabanda Kaplaması: Geminin iç kısmında iskarmozlar üzerine yapılan kaplama
Alabanda Yemek (Vermek): Yapılan işin beğenilmemesi durumunda azar işitmek
Alabora: Altüst olma, teknenin ters çevrilmesi
Alaborina Seyretmek: Borinaları sonuna kadar lava edip yelkenleri rüzgarla doldurarak mümkün olduğu kadar rüzgara yakın seyretmek.
Alamana: Odun, kömür taşımakta veya balık avlamakta kullanılan büyük kayık
Alarga: Sahilde bulunmayan açıkta bekleyen. [Alargada bekle]
Alargaya Çıkmak: Bir geminin sahil ile ilişiğini kesip, sahilden uzaklaşması, açığa çıkıp yatması
Alay Sancağı: Resmi veya emredilen günlerde gemilerin direkleri ile baş ve kıç gönderler arasında istiralya üzerine donatılan işaret sancaklarının tümü. İşaret sancakları belli bir sırada toka edilir.Alay sancakları çekildiği zaman gemide mevcut direklerin şapkalarına Milli sancaklar da toka edilir. Alay sancakları milli sancaklarla birlikte sabah saat sekizde (Özel günlerde daha evvel) toka edilir ve akşamları arya sancak zamanında beraberce arya edilirler.
Alberaber: Hep birlikte kürek çekmek için verilen komut.
Albura (Albura Etmek): Aksi yön veya duruma getirmek anlamında verilen komut. Bir filikanın kalastrasından kaldırılıp veya içeri vaziyette iken basılıp, dışarı çevrilmesi
Alesta: Hazır olmak, hazır olarak apikoda beklemek. Alesta tramola [Tramola etmeye hazır ol] Alesta ferro [Demir atılmaya hazır]
Alesta Ferro: Demirin fundoya hazırlanması için verilen komuttur. Bu komutun verilmesi ile ırgat kontrol edilir ve zincirin serbestçe akmasını sağlayacak her türlü önlem alınır, bosa pimleri serbest hale getirilir ve demirin ağırlığı yalnız bosa üzerine biner. Demirin fundoya hazır olduğu köprü üstüne “Alesta Ferro Sancak / İskele” denilerek bildirilir.
Alesta Tramola: Yelkenle seyreden gemi ve deniz araçlarında tramola etmeye hazır olunması için verilen komut. Bu komuttan kısa bir süre sonra dümene basılır ve dönüş başlar. Bu arada hangi taraftan dönüş yapılacağını belirtmek için “Alesta orsa alabanda tramola” veya “Alesta boci alabanda tramola” şeklinde komut verilir.
Alma Kürek (Alma): Hep birlikte kürek çekerken çekmeyi durdurmak için verilen komut
Almanak: Güneşin, ayın ve gezegenlerin doğuş ve batış zamanları ile seyir branşını ilgilendiren diğer astronomik bilgileri kapsayan ve her yıl yayınlanan kitap.
Altabaşo: Bir yelkenin alt yakası, alt ve aşağı anlamında da kullanılır.
Amatör Balıkçı Teknesi: Tam boyları 8 metreden az ve motor gücüyle yürütülen amatör balıkçılık yapmak amacıyla kullanılan deniz aracı.
Amatör Balıkçılık: Sadece spor ve dinlence amacıyla yapılan, maddi ve ticari kazanç gayesi gütmeyen balıkçılık etkinliği.
Ambar: Gemilerdeki eşyaların, yüklerin muhafaza edildikleri gemi dahilindeki bölmelerdir. Kullanıldıkları maksatlara göre isim alırlar. Ticaret gemilerinde ambarlar su geçirmez bölmelerle ayrılmıştır.
Ambar Ağzı: Yük konması veya çıkarılması için güvertelerin ambar hizalarına gelen kısımları
Ambar Kapağı: Ambarların kullanılmadığı zamanlarda kapatılması için kullanılan kalın tahta kalaslar veya kalın saçtan yapılmış kapaklar.
Ambar Payı: Gemilerdeki ana direklerin ana güverteden ıskaçaya kadar olan kısmı.
Ambargo: Bir devletin, bazı durumlarda diğer devlet gemilerine el koyması veya kendi karasuları içerisindeki gemilerin bu suları terk etmesini istemesi veya bunların belli malları taşımasını yasaklaması.
Amora: Trinket ve mayıstra yelkenlerinin açılmaları için verilen komut
Amora Yakası: Dört köşe bir yelkenin alt ve ön tarafındaki yaka [Karula yakası]
Ana Çarmık: Ana direkleri yanlarından tutan sabit armalar
Ana Güverte: Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki güvertesi
Ana İstiralya: Ana direklerin kapelelerinden pruva yönüne doğru uzatılan tel veya lif halatlardan yapılmış sabit armalar
Ana Omurga: Postaların bağlandığı, baştan kıça kadar uzanan ağaç / demir kısım
Ana Rüzgarlar: Ana yönlerden esen rüzgarlardır.
Ana Serenler: Ana direk üzerinde bulunan serenlerdir. Bulundukları ana direklerin isimleri ile anılırlar. Pruva direğindekine trinket, grandi direğindekine mayıstra, mizanadakine foa denir.
Ana Yelkenler: Ana serenler üzerine açılan yelkenlerdir. Bu yelkenler açıldıkları ana serenlerin isimleri ile anılırlar. Trinket yelkeni, mayıstra yelkeni, foa yelkeni.
Anafor: Bir akıntının, akış yönünün aksine doğru yön değiştirmesine denir. Anafor suları daha ziyade girinti ve çıkıntıları fazla olan sahillerde görülür.
Anele: Hareketli demir halka
Anele Harbisi: Anelelerin açık olan taraflarını kapatmak için kullanılan demirden yapılmış pimlerdir. Anele harbileri kılavuzlu veya pimlide olabilir.
Anele Kilidi: Zinciri demirin anelesine bağlayan ve bir ucu anele harbisi ile kapatılan bir tarafı yarım daire şeklinde diğer tarafı anele harbisinin geçmesi için yassıtılıp ortası delinmiş olan dökme demirden yapılmış kilitlerdir.
Anemometre: Rüzgarın saatteki hızını deniz mili olarak ölçen cihaz.
Apazlama: Kemere istikametinden gelen bordaya dik olarak esen rüzgar. Bu rüzgarı kullanarak seyretmeye apazlama seyir denir.
Apıştırmak: Demirler arasındaki mesafe ve zincirler arasındaki açı pek yakın olmamak üzere çifte demir atmaktır. Bu şekilde demirlemenin amacı dar olan liman sahalarında geminin gezmesine engel olmaktır.
Apiko: Demirin vira edilişinde deniz dibinden kurtulup dimdik durduğu vaziyet; veya dikkatli olarak beklemek.
Apolet: Omuzluk;subay rütbelerini göstermek üzere omuzlarının üstünde elbiseye bağlı işaret
Ara Liman: Ana limanlar arasında kalan ve zorunlu hallerde gidilen liman.
Arma: Sabit donanım [Direk çarmıhları, istralyalar] Geminin güvertesinden yukarıda bulunan direkler, serenleri ve bunlar üzerindeki halat donanımları ile kullanılan her türlü eçhize. Donanımların sabit olanlarına (ana), hareketli olanlarına (selviçe) denir.
Arma Bozuntusu: Vasıfları bozulmuş ve kullanılmayan eski halatlara denir. Bu halatların kısmen sağlam kalmış olan kısımları ayrılarak örülür ve paspas veya palet yapmak için kullanılır.
Arma Budatmak: Fırtına etkisi ile arma, seren ve yelkenlerin kopup uçması durumu
Arma Buranda: Burandaların (Hamakların) yatmak üzere erat mangalarında bulunan yerlerine kurulması. Arma buranda terimi aynı zamanda yatma saatini de ifade eder.
Arma Doldurmak: Direk ve direkler üzerindeki çubukların sert rüzgarlarda esnemesine engel olmak için ana armaların boşluklarını almak.
Arma Etmek: Herhangi bir şeyi kaldırmak, yerine koymak, bağlamak, hazırlamak.
Arma Soymak: Hareket edebilen armaların onarımı veya kışın yağmur ve kardan zarar görmemeleri için yelkenlerin aşağıya indirilmeleri.
Armada: Donanma
Armador: Armaları donatan, yerlerine koyan ve gemi dahilinde armalarla ilgili her türlü işleri gören yetişmiş personel.
Armadora: Selviçeleri bağlamak üzere alabandalara konulan ağaç veya demirden yapılmış yerler.
Armatör: Donatan.
Armuz: Güverte ve borda kaplama tahtalarının arasındaki çizgi
Armuz Açmak: Ahşap teknelerin kalafat edilmeleri için armuzlarda bulunan eski kalafat malzemelerinin çıkarılması suretiyle armuzları açmak.
Armuz Kaplama: Borda veya güverte kaplama tahtalarının uzunlamasına ve kenar kenara birleştirilmesi suretiyle yapılan bir kaplama usulü.
Armuz Tutmak: Tabura geçen personelin aynı hizada durabilmeleri için ayakkabı burunlarını armuz veya yerdeki çizgi hizasına getirmeleri.
Arya: Yelkenin, sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi [Arya sancak, arya kürek]
Arya Kürek: Çekilmeyip, puta vaziyetinde tutulan küreklerin içeri alınıp, palaları başa bakmak ve alabandalara yakın bulunacak şekilde oturaklar üzerine konması için verilen komut
Arya Sancak: Gemilerin kıç gönderlerine veya gizlere çekilen sancağın akşamları güneşin batışı ile birlikte tören ile indirilmesi.
Arya Sancak Zamanı: Milli sancakların akşamları güneşin batışı ile indirilmesi, arya edilmesi zamanı. Arya sancak zamanından sonra demirleyen gemilerde demirin fundosu ile birlikte Milli sancak hiçbir tören yapılmadan arya edilir.
Arya Sofra: Yemek masalarının yemek zamanında yerlerinden alınarak yemek yemek üzere hazırlanması.
Askı İzbirosu: Çımalarından biri kasalı, diğeri cevizli veya her iki çıması da dikişli izbiro
Askı Mapası: Bir demiri kaldırmak için bedenine konmuş olan mapa
Askıya Almak: Batma tehlikesinde olan bir geminin emniyetli bir mevkiye kadar getirilmesi için gemi bordasına alıp, bağlamak; Geçici olarak durdurmak.
Aşağı Seyir: Akıntı yönüne doğru yapılan seyir.
Aşırma Kürek: Her oturakta bir kürekçinin oturması ve kürekçilerin çapraz oturmaları suretiyle küreklerin düzenlenmesi. Daha ziyade kiklerde bu şekilde kürek çekilir.
Aşırtma Praçera Yelken: Kavançalı seren yelkeni
Aşoz: Kaplama tahtaları için omurga ve bodoslamalara açılan oyuklar.
Avadanlık: Herhangi bir işin yapılmasında kullanılan yardımcı alet ve malzeme.
Avara (Avara Etmek): Gemi, bot veya teknenin yanaşmış olduğu yerden ayrılması
Avarya: Gemiye veya yüke, kendi yıpranmalarından veya buz, sis gibi doğa kuvvetlerinden yahut kaptan veya tayfa gibi yükle ilgili kimselerin eylemlerinden veya savaş sırasında uluslar arası deniz ticareti hukukunun içerdiği özel kuralların mülkiyeti korunmamasından dolayı ortaya çıkan maddi hasarlar ile olağanüstü giderler
Avdet Etmek: Bir yere varmak
Ayak Kafesi: Lumbarağızları veya köprüstünde ayakların güverte ile temasını kesmek için ağaçtan yapılmış kafesler
Ayak Paleti: Ayakkabıların altlarını silmek için eski halatların (Arma bozuntusu) örülmesi suretiyle yapılmış paletler; Paspas .
Ayak Torno: Donatılan bir halat bedeninin herhangi bir yerinden geçebilecek şekilde yapılmış mandallı ve menteşeli makara.
Ayandon: Ocak ayının sonlarına doğru esen şiddetli ve soğuk fırtına.
Aybocu/Ayboci: Zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınması, indirilmesi.
Aydos Vardiya: Vardiya nöbetlerinin saat 16-18 ve 18-20’ye kadar olanları. Öksüz vardiya da denir.
Ayı Bacağı: Rüzgarı pupadan alarak seyreden yelken gemilerinde açevele gönderleri kullanılarak iskotaların birini sancak, diğerini iskele bordaya doğru açmak suretiyle yelkenlerin rüzgarla dolmasını sağlamak ve süratli gitme imkanını veren yelkenle seyir usulü.
Aykırı Seyir: Rotaları birbirlerine nazaran ters yönde veya bu yönlere yakın bir rota izleyerek yapılan seyir.
Aykırlama: Akıntı veya rüzgar etkisi ile demir üzerinde yatan bir geminin demir yönünün aksi yönünde salması.
Ayna Kıçlı: Kıç tarafları sivri olmayıp kemere istikametinde düz olan tekne.
Aynalık: Kıç bodoslama üzerine konan ve dümen iğneciğinin üzerine konduğu tahta levha [Ayna kıçlı tekneler]
Aynalık Tahtası: Bir teknede kıç taraftaki havuzda otururken arkaya dayanmak için konulmuş olan tahta levha
Ayvaz: Gemilerde doktor yanında çalışan sıhhiye erleri

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 3 votes)
Gemicilik Terimleri -- A, 3.5 out of 10 based on 2 ratings

Diğer Konular


600true thumbnails topleft 300true 800http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/plugins/thethe-image-slider/style/skins/white-square-1
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/?page_id=293
     Slide11
    SG Reklam - Tel 0532 557 77 88
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/g-amerika/
     LatinAmerika
    SG Güney Amerika
  • 5000 fade false 30 bottom 0
    Ruslana
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.alestadalgiclik.com/
     AlestaDalgiclik
    ALESTA Dalgıçlık
 
 
 
 

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled3.jpg

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/SGEO001.jpg


Bu konu şimdiye kadar 4.422 kere görüntülenmiştir