Fatih Erkoç Röportajı

................
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)

Teknesine binip marinaya giden ve bağlandıktan sonra, sahneye çıkıp konser veren çiçeği burnunda yeni bir denizci bu ayki misafirimiz.

Gençliğimden beri müziğinin peşinde olduğum Fatih Erkoç bu kez denizci tarafıyla çıktı karşımıza. Denize tekne ne kadar yakışıyorsa, gitarın da kendinse bir o kadar yakıştığı bir müzisyen o.

Motosiklet, uçak derken iki yıl önce yelkenli ile tanışan ve yılın yarısında yaşadığı Bodrum’da teknesi ile denizlerde yeni bestelere yelken açan bir yelkenci. Denizlere kırdığı rotasını anlattı bu ay bize.

Denize ve tekne sevdanız nasıl başladı?

6-7 yıl önce, sanırım 2003-2004 yıllarında Marmaris’te çalışıyordum yaz süresince. Haftada 3-4 gün deniz kenarında çalınca tüm sezon denizle alakan fazlalaşıyor. Denizle ilgili olanlarla ilgilenmeye başlıyorsun arkasından, arkadaşlar ediniyorsun, içlerinden bazılarının teknelerinde buluyorsun kendini. Gel zaman git zaman Netsel Marinada gezerken gözümüze bir motoryat kestirdik.

35 feet bir Chris-Craft. O zaman bir pazarlık sürecinde anlaşamayınca alamadık tekneyi. Ama hep motoryat bakıyorduk. Ben de eşimde. Bazen yelkencilerle muhatap oluyorduk evimin olduğu Bodrumda. Tüm yelkenci arkadaşlarım “Motoryatı ne yapacaksın ? Yelkenli al sen” diye telkinlerde bulununca ben bir süre sonra ikna oldum. Ama eşim halatların karışıklığından, çokluğundan, yelkenlinin yatmasından dem vurup istemiyor. E hatun hayır deyince tabii ben de alamıyorum haliyle. Sonunda Bodrum Yat Kulüp işletmecisi Şenkar bey evvelki sene 50 feet yelkenli var bir tane, sana onu alalım deyince ben hem heyecanlandım hem kızdım kendime. Bu boy bir tekne düşünmüyorum aslında. Bir de hala motoryat – yelkenli ikilemindeyiz zaten. Ama o gün karar verdim ki tekne alacaksam yelkenli alacağım. Eşimi bir şekilde ikna edeceğim.

Hatta ertesi gün bir 50 feet tekne ile de anlaştık ama evrak problemleri nedeni ile vazgeçmek zorunda kaldık. Arkasından 2008 senesinde Beneteau 37 feet siparişi verip teknemize kavuştuk. Yani daha çiçeği burnunda bir denizci, yeni bir yelkenciyim.

Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?

Eşimin adı Mehlika. Teknelere de dişi isim verilir ya. E eşim bana bu dünyada en yakın olan insan. Ona ben ara sıra Meloş diye seslenirim. İşte bu Meloş biraz da yabancı tellafuza benzeyerek yabancılarda kolay okusun diye Melosh oldu.

Tekneniz genellikle nerede duruyor ?

Yaz kış teknem Bodrum Milta marinada duruyor.

Teknenizle beraber yaşadığınız güzel anlardan bir tanesi?

Bir gün Bodrum Milta marinada iken baktım Sadun Boro yürüyor. Hemen gittim yanına. Aramızda şöyle bir konuşma geçti büyük üstadla;

FE: Merhaba Ben Fatih Erkoç, müzisyenim.

SB: Ben anlamam oğlum o işlerden

FE: Aynı zamanda da denizciyim

SB: Ha bak o işlerden anlarım işte, var mı peki teknen?

FE: Var, burada, bu marinada duruyor,bir yelkenli.

SB: E geziyor musun peki? FE: Haftada iki gün falan

SB: Olmaz öyle. 4 gün hatta 5 gün gez. Tekne durmaz öyle marinada.

FE: Zamanla daha çok gezmeyi ben de istiyorum zaten. Kısmetse…

SB: Gez sen gez. Denizlere açıl her fırsatta. Hadi bakalım..Tımarhaneye hoş geldin…

FE: ???
Hala dinç, hala denizlere bakarken gözleri ışıl ışıl, gerçekten büyük bir denizci o. İyi ki var.
Bir de ben Rüzgar babamız Haldun Sevel ile marinada kısa bir sohbet yapmıştım. Onun kitaplarından bir alıntıyı şarkı yaptım. Denizcilerin denizlerde birbirlerine söyledikleri merhabalardan yola çıkılarak yapılmış çok güzel bir şarkı oldu.

Onunla başınızdan geçen keyif kaçıran bir olay?

Bu tekne ile değil ama geçen sene 3,66 lık ufak bir teknem oldu. Geçen yıl Türkbükü’nde yelken yapıyordum.2-3 saat yaptıktan sonra bir ara yelkeni kapattım ama açamadım sonra. Halatlar dolandı kaldı. Sonra uğraşırken denize de düştüm. O vardır aklımda kalan. Melosh yatınca bazen eşim dağılabiliyor. Ama zamanla alışacak sanıyorum.

En sevdiğiniz özelliği ?

Manevra kabiliyeti. Dümen %100 söz dinliyor. Bu çok önemli benim için. Eskiden bindiğim ve zaman zaman dümenine geçtiğim tirhandilleri hatırlayınca Melosh gerçekten çok rahat bir manevra özelliği sunuyor bize.

Hiç sevmediğiniz tarafı nedir ?

Ana yelkeni klasik aldım. Bazen acaba sarma mı alsaydım diyorum ama. Bakıyorum eski yelkencilerin hepsi aman ha. Sarma ana yelkenden uzak dur diyorlar. Bir de belki motor gücüm bir miktar daha fazla olabilirdi diye düşünüyorum. Bunun dışında Beneteau Oceanis 37 den çok memnunum.

İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz?

Daha yeni bir denizci ve tekne sahibi olarak işlerimi profesyonel ekibe yaptırıyorum.

Türkiyede en çok enstrüman çalan tek kişi sensin. Denizcilikte de benzer bir hedefin var mı? Yelken, balıkçılık, scuba, yarış, dalış v.b. .

Yok valla. Ben denizin keyif tarafındayım. Denizi sakince ve keyifle yaşamak yeter bana. Eski menajerim ve bröve sahibi dalgıç arkadaşım Burak Tekün var. O ban derse vermeye hevesli. Çok derinlere değil ama mecbur kaldığımda 5-6 metreye dalabilmek için belki ileride dalış eğitimi alabilirim. Balıkçılığa gelince geliştirmek isterim tabii. Ama emek ve sabır lazım o iş için. Balıkçılığı bilen arkadaşlarımla çıka çıka denize öğreneceğim sanırım. Başlangıçta yarışa hiç hevesim yoktu. Çılgın bir iş. Saygı duyulası sınırların zorlanıldığı bir aktivite yelken yarışları. Yarışlara bazen arkadaşlarımın teknesi ile katılıyorum ama daha çok başındayım o işin. Düşünsene akşama programa çıkacağım bir günün öğlesinde sert bir yarışa katıldığımı…

Uçak, motorsiklet ve yelkenli. Hepsi ile hobi olarak uğraşıyorsunuz. Sıralarsak ?

Önce deniz . Çünkü teknemde kalabiliyor, zamanını orada geçirebiliyorsun. Oysa uçakla seyrin en keyifli tarafı inişler ve kalkışlardır. Düz uçuşlarda manzara seyretmek çok güzel tabii ama sonuçta çok zevkli değildir. Teknede denizin üzerinde ise yanaşması, ayrılması, seyri hepsi bana çok keyif veriyor. İlk sırada yelkenlim var onun için. İkinci sırada motorsiklet yer alır ancak artık özellikle İstanbul’da motorsiklet kullanmak çok zorlaştı. Ne saygı gösteriyorlar ne de taşıt olarak kabul ediyorlar araç sahipleri. Bu tabii garip bir durum. Oysa motorsiklet arabaya göre trafikte zaman kazandırıyor. Ve işlerini kolaylaştırıyor. Motor kullanmanın en keyifli tarafı suratına rüzgar çarpınca duyduğun özgürlük hissinin zirve yapmasıdır. Şimdi Bodrum’da kullanıyorum. Burada çok sorun yaşanmıyor.Uçak son sırada yani.

Meloshla gittiğiniz en uzak rota ?

Bir kere bütçem 37 ye uygun. Ayrıca ilk teknem, fazla büyük bir şeye gerek yok. Ferah olması ve konforu da beni oldukça etkiledi. Düşünsene havuzlukta 11 kişi akşam yemek yedik. Geniş ve rahat bir tekne Melosh. Çizgileri ve kalitesi de karar vermemi etkiledi elbet.

Deniz hayatı?

Denizciliğin sonu yok. İsteğim hem bilgimi arttırmak hem de tecrübemi arttırmak. Bilgi ve tecrübe ile donanınca dünya seyahati olmasa bile Ege ve Akdeniz’de uzak rotalara yelken basmak istiyorum tabii. Hırvatistan, Adriyatik ve Cote D’Azur aklımdaki rotalar. Tabii bunlar için zaman da lazım. Denizciliğimi geliştirip, zaman bulduğumda kısmet olur umarım.

Ayrı kaldığınızda teknenize olan özleminiz?

Ayrıldığımın ilk 2 ayı çocuğum orada ben burada hissini bizzat yaşadım. Ve aklım orada kaldı. Ama 2 ay sonra gözden ırak gönülden ırak derler ya, alıştım yavaş yavaş. Albüm çıkarmak, düzenlemeler yapmak gibi neredeyse bana hobi gibi gelen bir mesleğim olunca işlerim de çok zevkli geçiyor. Bu da galiba biraz etkili oldu. Çok sevdiğim işlerimle uğraşırken tekne ve Bodrum sevdası biraz unutulabiliyor.

Teknenle kalkıp marinaya geliyorsun, iskeleye bağlanıyorsun ve çıkıp o marinanın kulübünde konser veriyor, müzik yapıyorsun. Bu nasıl bir şey ?

Sahneye çıkmak ve güzel insanların alkışlarını duymak başlı başına bir büyük keyif. Söylediğin şarkılara eşlik edilmesi muazzam bir hazdır benim için. İnsanları eğlendirmek beni de eğlendirip mutlu eder. Marinada konser veriyor olmanın güzel tarafı dinleyici grubun bir kısmının denizci olması. Ama bir de riskli yönü var. O da geç saatlere kadar çaldığımız yüksek sesli müzikten rahatsız olabilecek marinada teknelerinde kalan denizcilerin bedduasını almak. Ben teknemde kalırken marinada o saatlerde müzik duymak değil, sessizliğin sesinin duymak ya da sakince sohbet etmek isterim eş dostla. Bu bakımdan hem zevkli bir iş marinada konser vermek ve bunu sezon boyu yapmak ama hem de biraz dikkat edilmesi gereken bir şey. Belki ses düzeyinin ayarlayarak bu sorun aşılabilir. Zaten Bodrum başta her yerde müzik çalınıyor anlamadığım bir şekilde. Markette, baklada, alışveriş merkezinde hatta denizcilik malzemesi satılan yerlerde bile garip ve yüksek sesli müzikler çalınıyor. Barlar ve diskolarda bangır bangır. Belki marinada teknesine huzura ve sessizliğe kaçan yatçı burada da gece geç saate kadar müzikle karşılaşınca kızıyor olabilir. Demek istediğim ve üzerine özenle eğildim mesele bu.

Teknede misafir ?

Çok da sıcak gelmiyor bana. Yatılı misafir gelince kamara sorunu yaşandığı için ben güverteyi denedim ama orada da uyuyamadım. Bu bakımdan yatılı misafir sıkıntı yaratabiliyor. Ama gündüz gelen misafirlerle seyre çıkmak eşimin de benim de çok hoşumuza gidiyor.

Ülkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy?

En çok gittiğimiz koy aynı zamanda marinaya en yakın koy. Bardakçı’yı seviyoruz. Daha ağırlıklı gittiğimiz koy ise Akvaryum koyu. Gerçi yüksek sezonda çok kalabalık oluyor buralar.

Kışın ona ne oluyor?

Bodrum Milta’da Vedat diye bir arkadaşımız var. Ona emanet ediyoruz Melosh’u

Cenk Şahin Hoca bundan böyle “SG Yelken” bölümümüzde ‘Denizler Ülkesi’ isimli kendi köşesinden; röportajları, yazı ve haberleriyle bizlerle birlikte olacak. Vermiş olduğu destek için cok teşekkür eder ona SG ye...
CENK SAHIN

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Diğer Konular


600true thumbnails topleft 300true 800http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/plugins/thethe-image-slider/style/skins/white-square-1
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/?page_id=293
     Slide11
    SG Reklam - Tel 0532 557 77 88
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/g-amerika/
     LatinAmerika
    SG Güney Amerika
  • 5000 fade false 30 bottom 0
    Ruslana
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.alestadalgiclik.com/
     AlestaDalgiclik
    ALESTA Dalgıçlık
 
 
 
 

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled3.jpg

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/SGEO001.jpg


Bu konu şimdiye kadar 813 kere görüntülenmiştir