İlk Yolculuğumuz (Ben Yanıma Ne Alacağım)

................
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)

Eşimin iki sene süren araştırmaları sonucu, 2014 Nisan ayında bir karavan sahibi olduk. Kendi çapımda araştırmalar yapsam da, benim telaşımı dindirecek, kadın gözüyle karavan tecrübesini anlatan bir yazı göremedim. Genelde satın almak için görmeye gittiğimiz karavan sahiplerinin ortak sözleri karavanın ekip işi olduğu, eşlerinin bu konuda iyi bir yol arkadaşı olmadıklarını, bu sebepten karavan heveslerinin bittiğini ve satma sebeplerinin bu olduklarını söylediler. Tabi ki erkeklerin gözden kaçırdıkları en önemli konu biz kadınların yaşamı kolaylaştırmayı ve paylaşmayı sevmemiz. Kurulu ev düzeninden, tatil anlayışımızın (otel veya yazlık olarak sınırlandırmalarımız) tamamen değişmesinden biraz korkumuz. Kocaman evlere sığdıramadığımız, kısa yolculuklarda bile ağlayarak başlayıp ağlayarak bitiren hareketli ve enerji dolu bir evlatla bu küçücük ev gibi ama değil araba gibi ama araba olmayan bir taşıtta nasıl zaman geçireceğimizi bilmeyişimizden. Tabi ki bunlar kendi düşüncelerim. Önümüzdeki günlerde başımıza neler gelecek hiç bilmiyorum. Heyecanlıyım, telaşlıyım, eşimin yanındayım.

Karavanla ilk yolculuğumuz;
İlk yolculuğumuza çıkarken pikniğe gider gibi hazırlanalım dedik. Her şeyi çift aldım: Battaniyeyi, ayakkabıları, terlikleri… Eşimin arada “Taşınmıyoruz az eşya al” demesiyle frene basıyordum. Öncelikle ilk yardım malzemeleri ( ateş düşürücü, ateş ölçer, yanık merhemi, parasetemol, gazlı bez, baticon) Hazırlık devam… daha sonra kahvaltılık yiyecekler,sandviç malzemeleri( tabakları küçükleri tercih ettim) koydum. Yinede bir daha ki yolculukta mika ya da kağıt olanları tercih edeceğim. Çay bardağı, kaşığı, çatal, bir tane bıçak, çay aldığım en önemli malzemelerdi. Bir daha ki sefere kahvemi de unutmamam lazım. :) ) Hazırlık… Havanın istikrarsızlığından mevsimlik kıyafetler, pratik giyilip çıkarılabilir elbiseleri tercih ettim. Hazırladığınız eşyalarınızı taşıdıktan sonra, normal tatilden farklı olarak anında karavana yerleştirmek zor oluyor. Eşyaları valiz yerine (valiz sorun oluyor yer açısından) bir daha sefere battal boy poşetlere yerleştireceğim. Birimiz arabayı kullanırken diğerimiz yerleştirme yapar ya da mutfakta bir şey hazırlar düşünceniz varsa hemen o düşünceden kurtulun. Çünkü öyle bir şey mümkün değil. Ancak aracınızı uygun bir yerde park ettikten sonra yerleştirme yapabiliyorsunuz. Karavanda her şeyi sabitlemeniz çok önemli.

Karavanımız yeni olduğu için karavan aksesuarlarımız neredeyse hiç yok. Zamanla öğreneceğiz. Öncelikle kaydırmaz örtülerden tedarik edeceğim. Bunları tecrübe ettikten sonra kırılabilir dökülebilir eşyaları havlu peçetelere sardım. Artık yola çıkmaya hazırdık. Oğlumuzun sevinci bizden kat be kat fazlaydı. Nereye gideceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yoktu. Önce markete uğrayıp pet şişe sularımızı alalım dedik . Yolun kenarına çektik karavanı. Eşim alışverişi yapıp geldiğinde elli yaşlarında bir adam, şoför penceresine kollarını yaslayarak içeri baktı ve selam verdi. İlk soru “ kardeş kaça mal oluyor böyle bir şey” oldu. Garip ama komikti. İçeriyi yan gözle izledikten ve sorularına gerekli cevapları altıktan sonra teşekkür edip uzaklaştı. Eşim, şaşkın bakışlarımdan anlamış olacak ki ben sormadan cevap verdi, “Genelde merak ediyorlar, alış bu tip durumlara” dedi.

Yolculuğumuz sırasında da gördüm ki, karavan olayı erkek şoförlerin çok saygı duyduğu, aynı zamanda yol verirken çok centilmen davrandıkları bir durum. Gördükleri an bakışlarında ki “işte benim hayalimi gerçekleştirmiş biri ” bakışı ya da ince bir gülümse eşliğinde saygı dolu bakışlarını gördüm. Kadınlarda ise tam tersi, yanından karavan mı geçmiş kamyon mu, minibüs mü geçmiş fark etmiyorlardı. Bunları gözlemlemek çok hoştu. Kadınlara ilgi alanı olmayan bir şeyin keyfini anlatmak, erkekler için gerçekten çok zor olmalı. Hayatını paylaştığın insana bunu anlatmaya üşenip karavan sevdasından vazgeçen çok fazla erkek olduğunu düşünüyorum.

İkimizin aklındaki tek soru: Nereye Gidelim? Yüreğimizin götürdüğü yere gidelim dedik. Abant ‘a gidelim diye düşünürken kendimizi Kefken’ de bulduk. Pembe kayalarda.

Öncelikle “gezenbilir.com” sitesine üye olmak tüm karavancılar için elzem bir durum. Çünkü karavan konusuna hakim, yardımsever ve güzel insanlar burada toplanmış. Geldiğimiz yerde “gezenbilir.com“ üyeleri vardı. Yirmiye yakın karavan daire şeklinde park halindeydi. Karavan kampı halkası. Gece manevra zor olur diye park halindeki karavanların arasına giremedik. Sabah sizi de alırız araya dediler. Biz de deniz tarafına park ettik. Üzerimde yabancılıktan kaynaklanan bir tedirginlik vardı. Bizi alırlar mı aralarına diye düşünmedim değil. Aklımdan bunlar geçerken arabayı park etmeden sıcak bir karşılamayla selamlandık. Hoş geldiniz dediler, güler yüzleriyle. “Ankara’da satılan bu karavan size nasip oldu demek” dediler. Şaşırdım. Meğerse karavan sevdalıları satıştaki tüm karavanları da takip ediyormuş. :) Aracı park ettikten sonra yanımıza gelip ilk olup olmadığını sordular, ilk yolculuğumuz cevabını alınca sandalye tedarik işine girdiler. Eşim ilk aldığımız şeyin sandalye ve masa olduğunu söyledi ;) ) Önce keyif değil mi ama? :)

Karavanlardan oluşturulmuş bir daire ortasında kamp ateşi vardı. Karanlıkta huzur bulduk… 5,5 yaşındaki oğlumuz oradakilerle hemen kaynaştı. Ateşin etrafındaki insan halkası içeceklerini içip sakin bir şekilde sohbet ediyordu. Gezenbilir sitesinin sponsoru uydu firması bizlere birer şapka, fener ve stickerlar hediye etti. İnsanların, ilk karşılaştıkları insanlara, bu kadar misafirperver davranması çok hoşuma gitti. Bizim oğlanın ateş pek ilgisini çekti :)

Gördüğüm kadarıyla hiçbir kadın isteyerek başlamamış karavan macerasına, konuştuğum kadınlar genelde “eşim istedi, ben kabul etmek zorunda kaldım. İki sene sürdü alışmam, şimdi de karavandan vazgeçemiyorum.” Ya da “ Alıştım ama evimin bahçesi daha güzel.” diye anlatıyorlardı kendilerini. Genelde edindiğim izlenim ise istemeyerek başlayan hemcinslerimin karavan bilgilerine eşlerinden daha hakim oluşuydu. Bir yaşam biçimi oluşturmuşlardı. Belki farkındalar belki değiller ama birbirini tamamlayan, Türkiye’de yaşayıp ülkemizde çok lüks bir hobi olarak görünen bu yaşam tarzı, aslında tamamen minimalist bir yaşam şekli sunan, klasik evliliklerden uzak eşiyle omuz omuza ortak payda da buluşan çok sevimli çiftler oluşturmuştu ve bu insanlar karşımdaydı .

Halkanın ortasındaki kamp ateşi çok güzeldi. Ateşinin etrafındaki ikinci insan halkası, sandalyelerine oturmuş, sakince sohbet eden tiplerdi. Bir önyargım daha yıkılmıştı. Genelde emeklilerin olacağını düşündüğüm grupta 7’ den 70’ e her yaştan insan vardı. Hatta 10 aylık bir bebek bile vardı. Buradaki insanlar oğlumu sanki daha önce de görmüş gibi karşıladılar. Şehir hayatında çocuklarımız öyle bunalıyorlar ki, bu durumda oğlumun ipini koparmış gibi koşması görülmeye değerdi.Oğlum kampta onunla ilgilenenlere sorduğu “bu ateşi yakarken altındaki çimenlere zarar vermiyor musunuz?” Sorusu ile de çevreci dostlarımızın gönlünü fethetti :)

Cumartesi mesaisinden ve yaklaşık iki saatlik yolculuktan sonra şarkı, eğlence enerjisini kafam kaldırmaz diye düşünmüştüm. Düşündüğümün aksine ateş etrafındaki insanların sakinliği, sükunet içinde sohbet etmeleri ben çok etkiledi. Ben yine gördüğümle yetinmeyip her seferinde de bu sakinlikten sıkılır mıyım acaba arada müzik de lazım diye düşünürken, bizimle yakından ilgilenen yaşça büyük bir ablamız sanki düşüncelerimi okumuş gibi bana baktı “bazen de gitarını akerdeonunu alıp gelenler oluyor bayağı eğleniyoruz” dedi. İçim rahatladı. Eşimin aldığı katlanabilir sandalyede doğru pozisyonu bulmaya çalışırken gözüm ayaklıklı katlanabilir bir sandalyede uyuyan adama takıldı. Kıskandım haliyle. Eşime “O sandalyeden istiyorum” dedim. Yapı marketlerde bulacağımızı söylediler. Bir rahatlama daha :)

Oğlum gezenbilir.com un sponsoru olan firmanın hediye ettiği fenerle sağa sola koştururken bende yıllardır sahilde yakılan ateşin unuttuğum dinginliğine bıraktım kendimi. Bir saat geçti geçmedi yavaş yavaş herkes karavanına çekilmeye başladı. Biz daha doymadığımız için en son kalkanlardan olduk :)

Küçük yeni evimize geçerken oğlumuzu doğadan alıkoymak zor oldu. Yolculuk boyunca rahat yatakta uyuduğu için ekstra dinlenmişti. Zor bela onu ikna ettikten sonra içeri geçtiğimizde bu dar alanda oğlumu nasıl zapt edeceğim diye düşünmeye başladım ama boşuna evhamlandığımı gördüm. Oğlum benden daha uyumluydu. Çok eğlendik biz :) Eşim kaloriferi açmamı istedi, aksam serin olur diye, acemilik tabii ki açmak yerine kapatmışım. Bir süre sonra açmadığımı fark ettiğimizde kalkıp eşim açtı. Karavanın kapısına güvenemediğim ( acil olarak içeriden kontrolü sağlanacak çocuk kilidi yaptırmamız gerekiyor) için çift kişilik yatakta baba oğul yattılar, eşim oğlumuza set oldu. Bende kalorifer önündeki yatakta üşüdüğüm için iki kazak giyerek uyudum. Kalorifer için “o kadar güçlü değildir herhalde” dedim. Sabah 6,30 gibi uyandığımda o kadar terlemiştim ki jöleye dönmüştüm. Eşimi uyandırdım. Duş yapayım dedim.Sıcak suyu açtı. Banyoya girmiş bulundum. Sıcak su arızalı. Süpriiiz. “Satılırken aracın arızaları belirtilmez mi, bu nasıl şey” diye söylendim bayağı. Soğuk suyla sabah ayazında duş almış olmanın moralimi bozmasına izin vermeden duştan çıktım. Kesinlikle rahat ;) Sonradan öğrendik ki karavanda ” ay aynı ev, her şey minimalist ” derken bazı şeyler alıştığımızın tam dışında. Sıcak su öyle evdeki gibi olmuyormuş :) Isınmasını on beş dakika kadar beklememiz gerekliymiş. Bu tecrübeyi de üç gün sonra edinmek biraz acı verdi tabii. Dağınıklığın kusuruna bakmayın :)

Başka bir sorunumuz var. Sac kurutma makinesi? Boyun fıtığından yeni ameliyat olan biri olarak kurutma makinesinin aklıma gelmemesi biraz manidar oldu. Doğal yollardan kuruyan saçıma bir şey yapamadık. Sonraki yaptığımız araştırmalar sonucu internet piyasasında elli liraya rahatlıkla 12 voltta çalışan( evet volt ölçülerine alışın hanımlar :) saç kurutma makinelerinin var olduğunu öğrendik. Bir sorun daha gitti :)

Oğlum uyanmadan kahvaltı hazırlayayım dedim, evden pikniğe gider gibi hazırlandığım için (ki yıllar oldu pikniğe gitmeyeli) evde hazırladığım kahvaltının aynısını hazırlayayım dedim. Yumurta eksik tabi, onu nereye koyacağımı henüz çözemedim. Mutfağım… Kahvaltı hazırlarken bu kadar küçük alanda hareket etmek gerçekten zor oluyor. Zaman içinde bunun pratiklik kazanıp oturacağını düşünüyorum. Perdeler kapalı loş bir karanlıkta kahvaltı hazırlamaya çalışırken eşim dışarı da tur atmaya çıkmıştı bile… Evden getirdiğim çelik çaydanlıkla çay yaparken, bir dahakine alüminyum çaydanlık almaya karar verdim. Termos da mutlaka unutulmamalı. Neden? Çünkü şöyle bir durum var karavanda yaşam alanı tamamen tasarruf üzerine dönüyor. Neye göre tasarruf? Bol şekilde tükettiğimiz hayata göre tasarruflu. İhtiyaca göre yaşandığında aslında gayet yeterli bir yaşam şekli. Ve bunu bu ilk maceramızda, her şeyden nasıl tasarruf edebilirim diye düşünüyordum. Çünkü bu minik gezimizin kalitesi bozulmamalıydı. Alüminyum tercih etmemin sebebi de gaz tasarrufu. Daha hızlı ısınacağından tercih edeceğim. Aldığım bilgilere göre de daha lezzetli oluyormuş çay, bazı bilgilerde de alüminyum kullanmayın diyorlar. İnce bir çelik çaydanlık bulursam onu tercih ederim tabi ki. Normal şartlarda çok zor uyanan oğluma, ” Bak nerede uyuduk dün gece? ” deyince sevinçle fırladı yataktan. Gözlerindeki heyecanı görünce sabahki zorlukları unuttum gitti.

Babamızda geldikten sonra kahvaltı masasına oturduk. Eşim perdeyi açınca o anda hepimiz “ayyyy” diye iç geçirdik. Deniz kenarındaydık, muhteşem bir bahar sabahıydı. Kefken’in bulutlarla dansı… Her gün hazırladığım kahvaltıyı deniz kenarında yapmak muhteşem bir duyguydu. Önümüzde ki yolculuklar için şimdiden heyecanlandım. Kahvaltıdan sonra kendimizi doğada bulduk. Oğlum kendisine ağabeyler ve arkadaşlar buldu, hemen doğa turu yaptılar. Etrafa karşı garip bir güven duygusu oluşmuştu bende. Tedbiri de elden bırakmadan oğlumu uzaktan gözledim. Oğlumun mutluluğu her şeye değerdi. Eşime teşekkür ettim :) Bizde sandalyelerimizi denize karşı çevirip biralarımızı yudumladık.

Oğlum döndükten sonra iki arkadaşı ile gayet samimi olmuştu. Küçük evimize getirdi arkadaşlarını. Çocuklardaki özgüven ve sağlıklı gülüş dikkatimi çekmişti. Onlar mutlu olunca bende mutlu oldum. Oğlum biraz daha dışarı çıktı, zaten içeride tutmak mümkün değil. Arada heveslenip “anne karavanda uyuyalım” deyip beş dakika sonra vazgeçip dışarı çıkıyordu. Eşimin keyfi…

Tezeklere basması, çiçek toplaması, arada bir tablete bakması, fakat evdekinin tersine tablete kilitlenmemesi arada elinden bırakıp tekrar sağa sola koşup herkesle iletişime girmesi görülmeye değerdi. :)

Karavancıların, hanımlı beyli karavanı görmeye gelmeleri de çok hoştu. Yeni evi görmeye gelen komşular gibiydi. Kısa süren ziyaretleri ve bu ziyaret sırasında yeni ve tecrübesiz olduğumuz için küçük ama hayatı kolaylaştıracak bilgiler verip kendi karavanlarıyla ufak karşılaştırmalar yapıyorlardı.
Öğleden sonra toplanma vakti gelmişti, ben karavan içini toparlarken eşim açık pencereleri kapatıyordu, açık pencerelerle yolculuk yapmak doğru değilmiş, cam hemen kırılıyormuş ve maliyeti bir hayli yüksekmiş. Orta cam bize sürpriz yaptı ve kapanmıyordu. Kendi kendimize halletmeye çalışırken vedalaşmaya gelenler durumu fark etti, kadınların konuya hakimliği beni biraz imrendirdi :) Süt kutusunun pipetiyle sıkışan rayı yerine oturtarak sorunumuzu çözdü karavan dostlarından biri :) ) Yokluk içinde üretkenlik karavancılar için her zaman yaşanan bir şey sanırım. :)
Not: İlk yolculuğumuz olduğu için akşam yemeğimizi Kandıra’da bir esnaf lokantasında yedik. O yüzden karavanda henüz yemek pişirmedim. Deneyim kazandığımda sizinle paylaşacağım. İyi yolculuklar :)

Gamze Hortoğlu Asıltürkmen

http://eyvahkocamkaravanaldi.com/

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)
İlk Yolculuğumuz (Ben Yanıma Ne Alacağım), 10.0 out of 10 based on 1 rating

Diğer Konular


600true thumbnails topleft 300true 800http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/plugins/thethe-image-slider/style/skins/white-square-1
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/?page_id=293
     Slide11
    SG Reklam - Tel 0532 557 77 88
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.sualtigazetesi.com/g-amerika/
     LatinAmerika
    SG Güney Amerika
  • 5000 fade false 30 bottom 0
    Ruslana
  • 5000 fade true 30 bottom 0 http://www.alestadalgiclik.com/
     AlestaDalgiclik
    ALESTA Dalgıçlık
 
 
 
 

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled3.jpg

http://www.sualtigazetesi.com/wp-content/uploads/2013/12/SGEO001.jpg


Bu konu şimdiye kadar 285 kere görüntülenmiştir